Forumnefer'e hoş geldiniz.

Eğer üye iseniz lütfen giriş yapınız, henüz üye değilseniz ve forumdan tam olarak yararlanmak istiyorsanız bizim topluluğumuza katılabilirsiniz.
iyi Formlar dileriz.



 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Maviş'le bir kahve molası!.....

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
YazarMesaj
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:18



Bir süre sonra,bir eli tutmakla, bir ruhu zincirlemek arasındakiince farkı öğrenirsin,Ve aşkın yaşlanmak,birlikte olmanın da güvende olmak anlamına gelmediğini öğrenirsin.

Ve öpücüklerin sözleşme ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye başlarsın.Ve yenilgileri başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,
bir çocuğun üzüntüsü ile değil,bir yetişkinin zarafeti ile…

Ve herşeyi,bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin,çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.

Bir süre sonra güneş ışığının
yakıcı olduğunu öğrenirsin,eğer fazla maruz kalırsan.

Bu yüzdenbaşka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden kendi bahçeni yarat ve kendi ruhunu kendin süsle.Ve göreceksin ki dayanıklısın ve kuvvetlisin ve değerlisin…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:18

NEYİ YAŞAMAK İSTİYORSAN

ONU YAŞA


Öyle bir hayat yaşıyorum ki,

Cenneti de gördüm, cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki,

Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de

Bazıları seyrederken hayatı en önden,

Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki,

Okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,

Hem kızdım hem güldüm halime,

Sonra dedim ki “söz ver kendine”

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman,

Hep acele etmem bundan, anladım.


Nietzsche
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:19

İlişik Yaşayacaksın. Ucundan Tutarak..


Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“o olmazsa yaşayamam.” Demeyeceksin. Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin o’nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Sahiplenmeyeceksin o kadar.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davaranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin, güneşi, ayı, yıldızları…mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. “o benim.” Diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden,
çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...


CAN YÜCEL
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:20

YÜREĞİNDEN ÖPEBİLİR MİYİM.








Hüzünlerimi yapıştırıverip gözbebeklerine Yüreğinden öpebilir miyim okuduğun her satırımda.


Attığın her umutvari adımda, Duyduğun her hüzünvari seste. Görmediğini bildiğim her güzelliğini, Acısını dayanılmaz ağırlığını hayatın, Çıkardığımda karşına Gülümsediğini düşleyebilir miyim herşeye rağmen.

Denize dokunurken, Serçelere göz kırparken Doğan güne olmuşsa, olacağa gülümserken... Görmeden hiç tanımadan Saçlarındaki aklara Yarım kalan tebessümler asıverdiğin yüzüne Yitirmekten korktuğun hüzünlerine Mutluluklarına dair Şiirler yazabilir, okuduğun her mısrada Seni yüreğinden öpebilir miyim.

Gamzelerinden taşıveren mutluluklarına Bir şarkıda vurulan umutlarımı karıştırabilir Tek başınalığının farkındalıklarından, Sevdaya sevdalanışlarımı, kaçışlarımı, merhabalarımı, umutlarımı, arayışlarımı anlatabilir, Yabancım değilsin diyerek. Gönlümün gurbetini dinletebilir miyim? Hayır dersen eğer Güle güle umut meleğim, Candostum diyebilir, Seni yüreğinden son kez ama son kez öpebilir miyim.....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:26

şimdi gitme...



Resim izin verilen boyutlardan büyükdür. Orjinal boyutlarda (679x450) görüntüleyebilmek için tıklayın.

Bu Resim Küçültülmüştür. Resim 679x450 Büyüklükte Ve 102 KB Boyutundadır. Resimi Büyültmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.




kaçtım...
kendimden gelen haykırışları duymamak için... sessizliğin icindeki sesleri, karanlığın icindeki yüzleri gormemek icin... kactım...

baktım...
geriye donup baktıgımda yitik bir kentin kayıp bir düş'u oldum... düşlerimin griliginde kendime baktım... sisli ve yagmurlu bir havada istanbul'a bakar gibi baktım....

saklandım...
tüm kelimelerimi yanıma alıp saklandım... cumlelerimin beni terk etmesine izin verdim... kilitli bir kapının ardında herkesten ve herseyden saklandım...

ıslandım...
yagan yagmurlar altında şemşiyesiz saatlerce dolaştım... ıslandım... yagmurla birlikte yagdım avuclarına... yagmurla ıslandım...

sustum...
tüm şiirleri, şarkıları sözsüz bestesiz bıraktım... cümlelerimi anlamsız, kelimelerimi çırılçıplak bıraktım... sustum....

döndüm...
buz tutmuş düşlerim, yaban kalmıs gülümseyişlerimle... eksik kalan günlerimle yasanmamış yarınlarıma dondum...

kacarken baktıgıımda saklanan benligimin yagmurda ıslanışını susmaların ardından gördüm....
ve dünüme bugünüme yarınıma döndüm....


şimdi gitme, içimdeki çoçugun aglayacak hali kalmadı....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:31

DOSTLARIMIZ ...FIRTINALARIMIZDAKİ DALGAKIRANLARIMIZ...




Deniz hırçındı, dalgalar ise; asi...

Ansızın yakaladılar kucuk kayıgi

Sinsice yaklaştılar ve bir anda saldırdılar...

Acımasızdılar.

Ne istiyor olabilirlerdi ki küçük kayıktan?



Oysa; küçük kayık için ne güzel bir sabahtı...

Günün ışıklarla dansı henüz başlamışken, onun da

denizle dansı başlamıştı. Saatlerce, hiç durmadan dans ettiler.



Ama ne olduysa, bir anda hırçınlaştı deniz,

belki de rüzgârlı havanın, yağmurun etkisiyle...

Asi dalgalar hırpalamaya başladı...



Şimdi küçük kayığın aklında tek şey vardı.

O da bir an önce dalgakıranına sığınabilmek.

Bir ulaşabilseydi, ah bir başarsaydı, dalgakıranı korurdu onu.
Kimse bir şey yapamazdı küçük kayığa orda.
Ne deniz, ne dalgalar...
Bunları düşünürken biraz daha hızlandı ve ufukta kayboldu...



Siz, en son ne zaman

bir dalgakırana sığınmak istediniz?



Siz, en son ne zaman

bir dalgakırana ulaşmak umuduyla çırpındınız hırçın denizde?


Siz en son ne zaman

bir dost elinin size uzanmasını istediniz ya da

elinizi uzattınız bir dostunuza?


Dostlarımız...

Fırtınalarımızdaki dalgakıranlarımız...


Hırçın denizden, asi dalgalardan kaçarken gözümüz

hep uzaktaki bir dalgakıranı aramaz mı?

Koşulsuzca, sorgusuzca, sınırsızca sığınabileceğimiz,
bizi koruyacak biri mutlaka vardır, dalgakıran misali...


Ulaşabilmişsek oraya, bir de atabilmişsek halatlarımızı limana,

korkmayız artık fırtınalardan...



Dışarıdaki korkunç fırtınanın gölgesi bile giremez içeri...


Herkesin bir dalgakıranı olmalı fırtınalı günlerde sığınabileceği ve

herkes bir dalgakıran olmalı koşulsuzca, sorgusuzca, sınırsızca...



Dostlukların ve sevginin bile yozlaştırılmaya çalışıldığı günümüzde,

ne mutlu bir dalgakıranı olanlara,

ne mutlu bir dalgakıran olmayı başarabilenlere...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:32

İNSAN!....




5 yaşına gelmeden anlıyor;
açlığın öldürdüğünü,
soğuğun dondurduğunu,
ateşin yaktığını..
Sevgisizliğin insanın canını acıttığını..
Duyguları,nesneleri,kişileri,
çevresini tanıyor.
Her şey ona çok büyük görünüyor;
ev,masa,anne,baba..
10'una gelmeden
oyunla,sayılarla,harflerle tanışıyor.
Azgın bir iştahla öğreniyor.
Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor.
Dünyanın
evde,okulda
kendisine anlatılandan da
büyük olduğunun farkına varıyor.
15'inde tam da en çok kendini sevdireceği çağda,
sivilcelenen yüzünden,
değişen bedeninden utanırken
aşkı keşfediyor.
Dış dünya kadar
iç dünyanın da büyük salonları
ve kendisinin bile bilmediği odaları olduğunu,
açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını
hissediyor,büyüleniyor.
Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini,
şiirin her türden hasreti dindirdiğini anlıyor.
Aşk acısını öğreniyor.
Yine de seviyor;
ille seviyor;
inadına seviyor.
20'sinde putlarını yıkıyor,
başkaldırıyor,kanatlanıyor.
Her şey ona küçük görünüyor;
ev,masa,anne,baba..
"Dünya küçükmüş;büyük olan benim."
efelenmelri başlıyor.
Lakin dünya bunu bilmiyor.
O yüzden 20'ler çoğu zaman
hayal kırıklıklarıyla geliyor.
25'inde ayaklar biraz yere değiyor.
Okul bitiyor,iş telaşı başlıyor.
Sınıfta öğrenilenlerin akı,
sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp grileşiyor.
Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak,
sevdiğini bulanlarsa
kalbinden vurularak evleniyor genelde..
5 yıl önce uzak bir ülke olan"istikbal"
daha yakına geliyor.
"Bir denizde yangın çıkarma"
hayali erteleniyor.
"Dünya zor"laşıyor.
30'unda muhasebeye başlıyor insan.
"Dünya hala beni tanımadı,
üstelik ben de dünyayı tam tanımıyorum."
dönemi..
Mevcut bilgilerin sorgu yeri..
Kuşkunun beyliği..
Tehlikeli yaşlar:
"Bunun nesine hayran oldum ki ben"
pişmanlıkları,
"Hakkımı yediler."sızlanmaları,
sırta saplanan hançerler,çelmeler,
dost kazıkları,
ağır ağır olgunlaştırıyor insanı..
35 yolun yarısı.
Hiç okul asmadan,evden kaçmadan,
bir terasta sevdiğiyle öpüşüp
bir çadırda uyanmadan 20'sine gelenler için
gecikmiş telafi çağları..
Daha önce hiç yüz verilmemiş ana-babaların
sözüne yeniden kulak kabartılan yaşlar..
Olgunluğun karasuları..
40'ında eski kotlar dar gelmeye,
saçlara ak düşmeye,
aile büyükleri yaşlanıp ölmeye başladığında
bocalıyor insan..
Panik, kadınları kuaföre sürüklüyor,
erkekleri araba galerilerine;
ve ikisini birden
yeni sevda hayallerine..
Yiten gençliğe,
boyalı saçlarla,
içe çekilen karınlarla,kırmızı arabalarla
çare aranıyor..
45'inde
"İstikbal"
denilen o uzak ülkenin toprağına ayak basıyor insan..
Hem ölüm yarınmış gibi,
hem hiç ölmeyecekmiş gibi
yaşamasını öğreniyor.
Eski dostlar,hatıralar kıymete biniyor.
Didişmenin yerini sükunet,
böbürlenmenin yerini nedamet,
kinin yerini merhamet alıyor.
"Keşke"ler
"iyi ki"lerle,
hırslar hazlarla yer değiştiriyor.
Bu dünyayı silkelemekten,
daha iyi bir dünya için kavga vermekten
vazgeçmeseniz de,
öbür dünya umudunu da kulak kabartıyorsunuz,
ara sıra..
Genellenemez tabii;
bunlar benim yaşlarım..
Sonrasını bilmiyorum henüz,
öğrendikçe yazarım..

yazan:
CAN DÜNDAR
(teşekkürler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:33


Yaş 5
Anne babamın birbirlerine bağırmalarının
beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.
Yaş 7
Meşrubat içerken gülersem
içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.
Yaş 12
Bir şeyin değerini anlamanın
en iyi yolunun
bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.
Yaş 13
Annemle babamın el ele tutuşmalarının
ve öpüşmelerinin
beni daima mutlu ettiğini öğrendim.
Yaş 15
Bazen hayvanların
kalbimi
insanlardan daha fazla işittiğini öğrendim.
Yaş 18
İlk gençlik yıllarımın
keder,şaşkınlık,ıstırap ve aşktan
ibaret olduğunu öğrendim.
Yaş 24
Aşkın kalbimi kırabileceğini
ama
buna değer olduğunu öğrendim.
Yaş 33
Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun
ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.
Yaş 36
Önemli olanın
başkalarının benim için ne düşündükleri değil,
benim kendi hakkımda
ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.
Yaş 38
Eşimin beni hala sevdiğini,
tabakta iki elma kaldığında
küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.
Yaş 41
Bir insanın kendine olan güveninin,
başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.
Yaş 44
Annemin beni görmekten,
her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim.
Yaş 46
Yalnızca minik bir kart göndererek bile
birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.
Yaş 49
Herhangibir işi yaptığımdan
daha iyi yapmaya çalıştığımda,
o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.
Yaş 50
Sevgi,
evde üretilmemişse,
başka yerde öğrenmenin
çok güç olabileceğini öğrendim.
Yaş 53
İnsanların bana izin verdiğim biçimde
davrandıklarını öğrendim.
Yaş 55
Küçük kararları aklımla,
büyük kararları ise
kalbimle almam gerektiğini öğrendim.
Yaş 64
Mutluluğun parfüm gibi olduğunu,
kendime bulaştırmadan
başkalarına veremiyeceğimi öğrendim.
Yaş 70
İyi kalpli ve sevecen olmanın,
mükemmel ılmaktan daha iyi
olduğunu öğrendim.
Yaş 82
Sancılar içinde kıvransam bile
başkalarına baş ağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.
Yaş 90
Kiminle evleneceğin kararının
hayatının verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.
Yaş 95
Öğrenmem gereken
daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.

DÜN SABAHA KARŞI KENDİMLE KONUŞTUM
BEN HEP KENDİME ÇIKAN BİR YOKUŞTUM
YOKUŞUN BAŞINDA BİR DÜŞMAN VARDI
ONU VURMAYA GİTTİM,KENDİMLE VURUŞTUM


(ÖZDEMİR ASAF)
(teşekkürler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:34

VİCDAN ÜZERİNE BİR YAZI.




BİR ÖĞRENCİNİN
KENDİ KENDİSİYLE KONUŞMALARI


Pazar günü sabah uyanıyorum.
Pazartesi günü için
yetiştirmem gereken ödevler
ve girmem gereken bir yazılı sınavım var.
İçimden şöyle diyorum:
"Önce kahvaltı yapayım,
sonra oturup çalışmaya başlarım.
"Kahvaltım bitiyor;
güne hazırım.
Şimdi de içimden bir ses:
"Biraz televizyon izle,
güzel bir kovboy filmi var,
sonra oturur çalışırsın."diyor.
İçimdeki sesi dinliyorum;
filmi izliyorum.
Film bitince oturup başlayacaktım,
ama içimdeki ses:
"Dışarı çık biraz dolaş,
biraz hava alırsın,
birkaç arkadaşınla görüş iyice açılırsın
sonra da gelip güzel güzel dersini çalışırsın."
diyor.
Ben de dışarı çıkıyorum,
şöyle birkaç saat dolaşıyorum,rahatlıyorum.
Eve döndüğümde yine aynı ses:
"Biraz bilgisayar oyna,
sonra kahve içersin sabaha kadar oturup çalışırsın,
sabaha kadar daha çok zamanın var."diyor.
Ben de öyle yapıyorum,
bilgisayarın başından kalktığımda saat on iki,
sabaha çok az kaldı
bu saatten sonra oturup ders de çalışamam,
ama çalışmadığım için rahat rahat uyuyamam da.
İçimdeki sesin oyununa geldim,
bile bile lades dedim.
Her seferinde böyle oluyor:
"Düşünüyorum ama yapmıyorum."
erteliyorum.
Aslında şunu fark ettim ki içimde iki ses var;
biri hep ertelememe neden olan ses,
öteki her ertelediğimde
yanlış bir şey yaptığımı bana bildiren ses.
Bundan böyle
yanlış bir şeyi yaptığımı
bana bildiren sese kulak vermeliyim,
yoksa çok geç kalacağım.
Beni huzursuz eden de
huzurlu kılan da kendi kararlarım.
Kararlarımı huzurlu,
uyumlu birey olma yönünde vereceğim.
Kendimle barışık kalabilmek için
beni boşluğa,çaresizliğe iten sese değil,
sabırla etkinlikte bulunmaya iten
sese kulak vermem gerek.
Başarısızlık,kaderim olmayacak,
çünkü ben kendimi şu anda olduğumdan
başka türlü var edebilecek güce,
yeteneğe sahip biriyim.
"Yapmayı düşünmek"
ile
"Yapmak"
arasındaki farkı biliyorum,
vicdanımı rahatsız eden de bu zaten,
bu yüzden artık yapacağım.
"Yapıyorum,öyleyse varım."

(BARIŞ KÖKSOY)
(felsefe öğretmeni)
(teşekkürler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:35

Andy Rooney derki...





" Yaşım ilerledikçe,
en çok otuz yaşını aşmış bayanlara
değer vermeye başladım."
İşte bunun sebeplerinden birkaçı:
Otuz yaşını geçmiş bir kadın
asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp
"ne düşünüyorsun?" diye sormaz.
Umurunda değildir çünkü ne düşündüğünüz.
Eğer otuzunu aşmış bir kadın
TV deki maçı seyretmek istemiyorsa,
söylene söylene TV 'nin karşısında,
yanınızda oturmaz.
Yapmak istediği bir şeyi yapar.
Ve bu genellikle daha enteresan birşeydir.
Otuz yaşını aşmış bir kadın,
kendini yeterince iyi tanır ve
kendinden emindir...
Kim olduğunu, ne olduğunu,
ne istediğini ve kimden istediğini bilir.
Otuzunu aşmış çok az kadın
onun hakkında
ya da yaptıkları hakkında
ne düşündüğünüzü önemser.
Otuz yaş üstü kadın
çoğunlukla büyük aşklara,
ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur.
Hayatında en son ihtiyacı olduğu şey
bir başka mızmız, devamlı söylenen,
ne yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.
Otuzunu aşmış kadın,ağırbaşlıdır.
Bir operanın ortasında ya da
pahalı bir restoranda
sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir.
Ha tabii hakettiyseniz,
sizi vururken de hiç tereddut etmez,
sonuçlarına katlanmayı da planlayarak...
Otuzunu aşmış kadın
övgüler yağdırmakta çok bonkördür,
çoğu hak edilmemiş bile olsa...
Çünkü takdir edilmemenin ne olduğunu iyi bilir.
Otuzunu aşmış kadın,
sizi bayan arkadaşlarıyla
rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir.
Daha genç bir kadın,
en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir,
yanındaki adama güvenmediği için.
Otuz yaşın üstündeki kadın,
sizin onun arkadaşına ilgi duymanızı
hiç sallamaz,
arkadaşının onun aldatmayacağını bilir.
Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar.
Ona günah çıkarmanıza
hiç gerek yoktur,
Onlar her bir haltınızı bilirler.
Otuz yaşını aşmış bir kadın
kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde
bu ona çok yakışır.
Ama daha genç kadınlarda böyle değildir.
Otuz üstü kadınlar
açıksözlü, doğrucu ve dürüsttürler.
Ne kadar geri zekalı olduğunuzu
bir çırpıda açık açık söyleyiverir,
eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız.
Onun için ne anlam taşıdığınızı
merak etmenize gerek yoktur.
Evet, birçok sebepten
Otuz yaşını aşmış kadınları
beğeniyor ve takdir ediyoruz.

alıntıdır.Teşekkürler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:35




"Sevgiliye kavuşma devletine eren kişinin gözünde bu dünya,murdar bir şeyden ibarettir."
***
"Yandığı halde ham kalanı kim görmüştür?"
***
"Aşık altına benzer,bela ateşe...Halis altın,ateş içinde hoştur."
***
Aşığın vergisi, can vermektir.Hak uğruna ekmek verene ekmek verilir. Can verene can katılır.
***
"Mekansız ve zamansızız."sufi söylemi
***
"Ruh, açık bir ayna gibidir.Bedense onun üstündeki toz.Bizdeki güzellik algılanamaz,çünkü tozun altındayız."
***
"Biçimi gördüğünüzde,anlamın farkına varamazsınız.Akıllıysanız,deniz kabuğundan inciyi alırsınız."
***
"Yanlış yapma ve doğru yapma fikirlerinin ötesinde bir alan var,seninle orada buluşacağım."
***
"Sen düşüncesin,Kardeşim,senin geri kalanın kemik ve lif.Gülleri düşünürsen,gül bahçesisin;dikenleri düşünürsen,fırına yakıt."
***
"Tanrıya giden yollar,her bir insan sayısı kadar çoktur."
***
"Sahip olduğum her şeyi kaybettim,ama bu arada kendimi buldum."
***
"Bütün aşklar, ilahi aşka köprüdür."
***
Kişinin değeri nedir?Aradığı şeydir.




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:36

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:48

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:49

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:50

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:50





HAYAT SİLGİ KULLANMADAN RESİM ÇİZME SANATIDIR



Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz.
Hayat Silgi Kullanmadan resim çizme sanatıdır. Ve insanlar böyle büyürler.
Hayat skor tabelası tutmak değildir.
Kaç arkadaşınız olduğu ya da kaçının sizi arkadaş kabul ettiği değildir.
Hafta sonu için planlarınızın olması değildir.
Hafta sonunda yalnız olmanız da değildir.
Şu sıralar sevgiliniz olması değildir.
Geçmişte sevgiliniz olması değildir.
Geçmişte kaç sevgiliniz olduğu değildir.
Bugüne kadar hiç sevgilinizin olmaması da değildir.
Sizi kimin öptüğü değildir.
Aileniz ya da onların serveti değildir.
Hangi okula gittiğiniz değildir.
Ne kadar güzel ya da ne kadar çirkin olduğunuz değildir.
Giydikleriniz, ayakkabılarınız değildir.
Ne çeşit müzik dinlediğiniz değildir.
Okul notlarınız değildir.
Ne kadar akıllı olduğunuz değildir.
Herkesin size verdiği akıl notu hiç değildir.
Hayat standart testlerinin belirlediği kişiliğiniz de değildir.
Hayat bir kağıda dökülmüş hayat hikayeniz ve bu hayat hikayesini kimin kabul
ettiği de değildir.
AMA HAYAT:
Kimi sevdiğiniz, kimi incittiğinizdir.
Kimi mutlu, kimi mutsuz ettiğinizdir.
Sizin olanları koruyabilme ya da mahvedebilmenizdir.
Dostluklarınızdır.
Neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir.
Hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir.
İçinizde sevgiyi taşımak, büyütmek ve dağıtmaktır.
Ama en önemlisi, yalnız başınıza asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi
yapmak, hayatınızı, başka insanların kalbine dokundurabilmektir.
Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz.
Ve hayat bu seçimlerdir zaten.
Hayat silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır. Ve insanlar böyle büyürler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:51




AŞK ÜSTÜNE...





Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.



Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.



Nazım HİKMET RAN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 02:51

"HER İNSAN ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ"




Her insan öldürür gene de sevdiğini Bu böyle bilinsin herkes tarafından,
Kiminin ters bakışından gelir ölüm, Kiminin iltifatından,
Korkağın öpücüğünden, Cesurun kılıcından!
Kimisi aşkını gençlikte öldürür,
Yaşını başını almışken kimi;
Biri Şehvet'in elleriyle boğazlar, Birinin altındır elleri,

Yumuşak kalpli bıçak kullanır Çünkü ceset soğur hemen.
Kimi pek az sever, kimi derinden, Biri müşteridir, diğeri satıcı;


Kimi vardır, gözyaşlarıyla bitirir işi, Kiminden ne bir ah, ne bir figan:
Çünkü her insan öldürür sevdiğini,
Gene de ölmez insan




Oscar Wilde
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 03:03

Yaşayabilme İhtimali







soğuk ve şehirlerarası

otobüslerde vazgeçtim

çocuk olmaktan

ve beslenme çantamda

otlu peynir kokusuydu babam...



Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.



İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında

(ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)

özlemeye başladım herkesi...

Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,

adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...



Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...

Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...

Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan

kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...

Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...

Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara

ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...

Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...



Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.

Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri

Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.

Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...

(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)

Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...

Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...

Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...

Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...

çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...



sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde

ama sen yoktun...

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...

Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...

Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...



Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...

Sonra otobüs oluyordum,

kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...

Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...

Otobüs oluyordum bir süre...

Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,

yanağım otobüs camının garantisinde...

Otobüs oluyordum...

Bir ülkeden bir iç ülkeye...

Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...



Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...

Korkuyordum...

Sonra iniyordum otobüsten...

Çarşıdan bizim eve giden,

ömrümün en uzun,

ömrümün en kısa,

ömrümün en çocuk,

ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...

Çünkü sonunda annem oluyordum

babam kokuyordum sonunda...



Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...

Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...



Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...

Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...

Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...

Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...



Ben senin,

beni sevebilme ihtimalini sevdim!



Yılmaz ERDOĞAN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 03:03

Yakılmış Mektup







Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum
Adresini çoktan unuttum
Bir şiirin şişesine kalbimi koyup
Sulara bırakıyorum...
Ah benim eski türküm
Ah benim hazin öyküm
Yanılışım, yenilişim
Ne yaptıysam seni mutlu edemedim
Oysa, bir kemanım vardı bir de sen
Acımadın, ezdin beni, üzdün
Hiç anlamadın
Yavrusuna yanan bir anne gibi
İçime gömdüm depremlerimi
Ceketimi alıp gittiim
Derin derin iç çekişim, bu yüzden
İnadına suskundum oysa
İnadına vurgun
Geç uslandım
Sen görmedin amaa
Altı mosmor gözlerimde ıslandım..

En çok en çok istavriti severdin
Sıkıp limonu maydanoza,
Şaraba vururdun hani
Eski bir kasette bizim şarkımız
Alıp götürürdü seni
Salaş meyhanelerde
Ve kumsaldaki ayak izlerinde
Kırılan hayallerim ümitlerim
Ve seni bekleyişlerim
Her yağmur akşamında

Daha bir mutluyduk o günler
Herşeye rağmen özgürdük
Kitap alacak paramız olmasa da
Ucuz tütün içsek de
Pahalıydı düşlerimiz
Ne kadar çok isterdim şimdi
Bu şarkımı duymanı
Kanayan bir gül misali
Saçlarına taktığım
Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemanı
Ki, her notası ödeşmenin
Ve hayatla yüzleşmenin katranı

Hatırlar mısın
Parasız kalmıştık da bir gün
Kardeşinin kumbarasını boşaltıp
Konsere gitmiştik
İmzasını almıştık sevdiğimiz şarkıcının
Birlikte fotoğraf çektirmiştik
Bir şişe gazozu
Ve kaşarlı tostu bölüşmüştük
Hey gidi hey..
Az mı şiir yazdık ders kitaplarına
Otobüse biletsiz mi binmedik
Komaya mı girmedik
Her beşiktaş maçında..
Şimdi bir hastane akşamının yorgun penceresinde
Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık
Ne kemanım var yanımda
Ne de sen varsın

Mevsimlerden hüzün
Aylardan pişmanlık ve karanlık
Sen ki bu mektubu saklayacaksın
Öpüp öpüp koklayacaksın belki
Ve artık gelmeyeceğimi bile bile
Bekleyeceksin...

Ah benim eski türküm
Ah benim hazin öyküm
Yanlışım, yanılışım
Seni hiç üzer miyim
Ben bu mektubu defalarca yazmış,
Defalarca yakmışım!

Fatih Kısaparmak





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 03:04

SENİ SEVİYORDUM!......





Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinden
seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi..
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan hergün anımsar mı aynı GÖZLERİ...??
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan kulağının arkasına düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte......

Güldüğün zaman yukarı bakardın
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı ne güzeldiler
Sen bilmiyordun ...
Ben seni seviyordum
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler....
Duvarlara ,vitrinlere camlarına ,kaldırımlara çarpıyordu geri dönüyordu çoğalarak..
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi
Herşeyi erteliyişim oluyordun
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk
Dönemeçler geçiyor
Köprüler göze alıyor
Vee bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk..
CESURDUK......
Ufuk çizgisi maviydi
Gün batımı hep turuncuydu
veee
Kırmızıydı tüm karanfiller...
Ben seni seviyordum
Sen bilmiyordun
Sevinçlerim oluyordun arasıra
Sen hiç bilmiyordun
Sonra....
Her hangi biri olduk
Bütün sevinçlerim bittikten sonraa
Yağmurlar yağdı serin Haziran gecelerinde..
Derken bir gün uzaklardan gördüm seni
Saçların bana inat başın herşeye meydan okuyarak
İşte yine aynı.........
Kalbimi acıttın her zaman ki gibii
Değiştik sanıyordum
Ve sen yine bilmiyordun
Şimdi bunları anlatsa sana birileri..
Kim bilirr...
Yada bilme en iyisi.............


İclal AYDIN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   19th Haziran 2010, 03:57

BİR GÜN BİR İNSAN








Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,
çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
Arkadaşım,
hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!



Can Yücel
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:06


Bu Resim Küçültülmüştür. Resim 797x539 Büyüklükte Ve 26 KB Boyutundadır. Resimi Büyültmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.




ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.





Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.

Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş.
Neden kendine aşık olduğunu anladım.

Acı, doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden.
Neden hiç ağlamadığını anladım.





Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş.
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.

Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş.
Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım.

Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş.
Çok acıttığında anladım.





Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını.
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
Yüreğini elime koyduğunda anladım.

Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış.
Neden hiç yalnız kalmadığını anladım.





Ve Sana ihtiyacım var, gel diyebilmekmiş güçlü olmak.
Sana git dediğimde anladım.

Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde gittiğimde anladım.

Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil.
Aslında hep yanımda olduğunu anladım.





Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş,
Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım.

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.

Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım.





Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş
hâlâ sevgi varsa içinde eğer.

Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,

sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.





Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş. Anladım...






CAN YUCEL
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:06




Hayatta pek çok insanla karşılaşırsın.Ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır.
İstenmeyen şeyler bir tehlikeyle ilgilidir.Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur.
Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.
Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.
Normal insanlar sonuçları tartışırlar.
Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.
Kim para kaybederse çok şey kaybetmiştir.

Kim bir dost kaybetmişse daha fazlasını kaybetmiştir ve kim inancını kaybetmişse her şeyini kaybetmiştir.
Başkalarının hatalarından öğren,kendi hatalarından öğrenemeyecek kadar kısa bir ömrün var.








Dostum, sen ve ben, eğer yeni birisini getirirsen üç kişiyiz demektir.
O zaman bir grubu oluştururuz.Ve bir arkadaş çevresi.
Hiç bir zaman bir başlangıç ya da son yoktur.Dün geçmişti,Yarın bir bilmece,Bugün ise bir hediye


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:22





DÜŞLERİME KAR YAĞIYOR ÜŞÜYORUM...

Gece yıldız gibi kayıyor avuçlarımdan
düşlerime kar yağıyor, üşüyorum.
şimdi ay ışığını biriktiriyorum gözlerimde,
senin gözlerine sunabilmek için bir gün.
yüreğim buruk,
içim ezik,
gözlerim dolu,
gözlerim ıslak,
hasretin öyle bir vurduki;
vakit yok oturacak.
Bir kıyıya atmalı şimdi kendimi
bir arzu bir fırtını
bir kaos yaşamalı.


Gece karanlık,ay ışığıda yok artık
Dışarıda lapa ,lapa kar yağıyor
düşen her kar tanesinde adın yazıyor sevgili.

çekilip bir sokak lambasının altına
kedersiz gülüşlerini getiriyorum aklıma,
ağız dolusu ,
kahkahalarla gülüşünü
yada ne bileyim
ayaz bir gecede sımsıkı sarılışını bana.
bir ılık rüzgar gibi,
sıcak bir gülüş gibi,
kar beyazı,dost gibi düşünüyorum seni
menekşe gözlü bir kız çocuğunun
kırmızı düşlerini biriktiriyorum yüreğimde
senin yüreğine sunabilmek için bir gün.
biliyorum sevgili,ikimizede yer var
senin o kor ateşi yüreğinde

sokak lambalarının ışığıyla yıkıyorum ellerimi
kar tanesine resmini çiziyorum sevgili
yorgun, yılgın ve çaresizlik dolu yüzleri
ve hayata meydan okuyan yürekleriyle
sokak çocukları geçiyor önümden
hepsi çıplak ayaklı,
hepsi karanfil kokulu çocuklar
ihtiyar bir kemancı
çiçek satan bir çingene kadınına,
aşkını anlatıyor yıllanmış kemanıyla
tanıdık bir ses
hüzünlü bir tını bu
ah! rambetiko bu
rembetiko,
sokak ve gece
rembetiko,
çiçek ve kadın
rembetiko,
gece kadın ve ışık
sokak ,ışık ve kar,
kadın,kar ve müzik,
kar, müzik ve dans.,
Ah! Esmeralda!
altın bir tepside sunulmuş bu şölen sana,
haydi kalk ayağa,
hangi kadın dayanabilirki bu kadarına.

Gece yıldız gibi kayıyor avuçlarımdan
düşlerime kar yağıyor üşüyorum
şimdi,
kırık ,dökük çerçeveli,
eski bir siyah beyaz fotoğrafdan bakıyorum hayata
Ey sıska çocuklar!
Ey gözüyaşlı kadınlar!
Ey ihtiyar kemancı!
bomboş sokaklar ,ıslak duvarlar
terkedilen aşıklar, terkeden aşklar
gri ve siyah
sizede yer var eflatun kokulu yaşamımda

Çığlıksız bir diriliş,doğum sancısı benimkisi
sesi kısılan
ışık altında eriyen,
yada,
tahta köprülerde yığılıp kalan
ben değilim sevgili
bilmeni isterimki
benim gri renkteki gölgemdir aslında.

Ah sevgili!
Yüzüm yanıyor,
Yanaklarım al,al
Şuramda bir ağırlık
Tarih çıldırmış olmalı.
Bu çocuklar neden aç?
Bu toprak neden çorak?
Savaşlar neden gerek?
Çiçekler neden soluk?
Yüreğim neden buruk?
Neden hasretin karasaplı bir bıçak gibi saplanıyor göğsüme?
Neden yanında değilim mesela?
Saçların neden yüzüme savrulmuyor yada?
Neden sesim çıkmıyor?
Gözlerim neden bağlanmış?

Ah sevgili!
bilmeni isterimki
bu yorgun surat benim değil,
gri renkli gölgemindir aslında.


Gece yıldız gibi kayıyor avuçlarımdan
düşlerime kar yağıyor, üşüyorum
umudu büyütüyorum ellerimle
tertemiz ve sevdalı umutları
senin umudun olması için
biliyorum sevgili
bir isyan bir arınma
bir hürrüyet benimkisi,
biliyorum,
daha mevsim dönecek,
şafak sökecek gün ışıyacak,
çiğ düşecek toprağa,
toprak yeşerecek.
efil efil rüzgar esecek,
başakla sevişecek rüzgar biliyorum.
sen geleceksin bahar gelecek,
yüreğine sevda,yüreğime sevda düşecek biliyorum.

En son sözüm şu ki sana seni canımdan çok seviyorum.
..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Maviş'le bir kahve molası!.....
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 9 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: HAYATA DAİR :: MAVİŞ'den sunumlar-
Buraya geçin: