Forumnefer'e hoş geldiniz.

Eğer üye iseniz lütfen giriş yapınız, henüz üye değilseniz ve forumdan tam olarak yararlanmak istiyorsanız bizim topluluğumuza katılabilirsiniz.
iyi Formlar dileriz.



 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Maviş'le bir kahve molası!.....

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
YazarMesaj
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:23


















Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:23

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:24

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:24

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:26

Ağaçlara sarılmak, yeşilin içine düşmek, gülümsemek..
Kasım - hoşgeldin.
Dediler sürpriz doluymuşsun, biraz da deli..aynı benim gibi. Iyi anlaşacağız. Hoşgeldin.
















alıntıdır emeğe teşekkür ederiz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:28

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:29

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:30

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:31

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:31

Son bir kapı açıldı, son koridora
Baktım ardında tüm dostlar başka bir kapı önünde,
Sordum...





Dediler ;

Önde dostlar var bir kapı daha sırada...
Hayat türkülerle dolu
Bitti sandığımızda, yenileri kucaklıyor
Yollarımız çiçekten setlerle....




Görüntü olmasa da,
Dostlukların sesi her yerden duyulur.



Her üç atışta
kalbim bir dostum için çarpar...




Kalıcı olan sevgi ve dostluklardır.
Aşk uçup gider.
Kokusu kalır ardında.
Vee... sahibi aynada yeni bir yüze bürünür.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:32





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:32

Uzun bir yürüyüsün son nefesinde,
Loti de oturdum,Eyüb'ün biraz üstünde.
Halicin son mai'sine baktım,
Bıraktıgım sehir mi bu anlamadım.

İstanbul'u İstanbul yapan icindeki ask biraz,
Ask'ın üstündeki duman,
Dumanın üstündeki mai,
Mai'nin üstündeki siyah,
Kadife bir romandan cıkan
Bir nevresim gibi örter üsüyenin üstünü;her an...

Uzun bir yürüyüsün son nefesinde
Asiyan da durdum,bebegin biraz üstünde
Bogazın son yesiline baktım
Bıraktıgım sen miydin anlamadım.

İstanbul'u İstanbul yapan icindeki söz biraz,
Sözün üstündeki hüzün,
Hüznün üstündeki sis,
Sisin altındaki sehir,
Sehirle ikimiz mürekkebi kurumus bir siirden cıkan
Bir dize gibi kosar imdadına asıkların;her an!

Uzun bir yürüyüsün son nefesinde,
İstanbul da oturdum,meleklerin avucu üstünde

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:33





19. Yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından
William Holman Hunt'ın, bir bahçeyi
tasvir eden bir tablosu Londra
Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu.

Hunt'ın "Kâinat ışığı"adını verdiği bu tabloda
geceleyin elinde bir fenerle bahçede duran
filozof kılıklı biradam görülüyordu.

Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı vuruyor
ve içeriden bir cevap bekler gibi görünüyordu.

Tabloyu tetkik eden bir sanat eleştirmeni
Hunt'a dönerek: "Güzel bir tablo doğrusu,
ama mânâsını bir türlü kavrayamadım."dedi.
"Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı?
Ona kapı kolu takmasını unutmuşsunuz da..."

Hunt, gülümsedi ve ekledi:
"Adam alelade bir kapıya vurmuyor ki...
Bu kapı; insan kalbini simgeliyor...

Ancak içerden açılabildiği için dışında
kola ihtiyacı yoktur."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:34



ACININ KANATLARI- CAN DÜNDAR

Dostoyevski'nin hayatını değiştiren olay neydi biliyor musunuz?
Kendi idam sahnesi...
Çar'ın baskı döneminde, arkadaşlarıyla bir sohbet grubu kurmuştu. Yakalandı. 28 yaşında idam isteğiyle yargılandı.
Mahkemenin sonucunu beklediği gece hücresinden alındı. Ölüm kararı yüzüne karşı okundu. Papaz günah çıkarttırdı. Gözleri kapalı olarak bir direğe bağlanıp, müfreze karşısına geçirildi.
"Ateş" emrini beklerken gerçek karar bildirildi kendisine...
Aslında mahkeme 8 yıl hapis vermiş, Çar bunu 4 yıla indirmişti; ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmıştı.
Böylece "ölüm"le tanıştı; oysa bu sefil oyunda asıl keşfettiği şey, "yaşam"dı.
Stefan Zweig'a göre 4 yıl sonra yaralı parmaklarından zincirleri çıkardıkları zaman sağlığı bozulmuş, şöhreti uçup gitmişti, ama kırık dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fışkıran tek bir şey vardı:
Yaşama sevinci...



Durumu en iyi anlatan cümle Nietzsche'nindir:
"Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar".
* * *
Evet, gemimiz su alıyor!
Daha iki ay evvel, mutluluk diyarına doğru pupa yelken yol aldığını düşündüğümüz o emektar vapurun gürültüyle batmakta olduğuna inanıyoruz şimdi...
Halbuki iki ay evvelki sevinç dalgası kadar bugünkü kasvet tufanı da aldatıcı...
Yegane gerçek şu:
Bu gemi su alıyor. Batmamak için de yenilenmek durumunda... Bu gerçeği görebilmek, maziyle yüzleşebilmek, sahip olduklarımızın kıymetini anlayabilmek için bugünkü acıları çekmemiz gerekiyordu. Zamanla o sancılar olgunlaştıracak bizi... acının bilgeliği, gözümüzdeki mili çekip alacak. Göreceğiz ki çare, kafileler halinde suya atlamak değil, gemiyi baştan aşağı yenilemektir.


Umutsuzluk her yanı kuşattığında, umudun vakti gelmiş demektir.

* * *
Sözü yeniden Nietzsche'ye bırakalım:

"Bilginin her türü ıstıraptan gelir. Sefahat, duraklamak ve geriye bakmamak eğilimindedir, oysa acı hep nedenleri sorar. İnsan ağrılarda incelir. Sürekli kurcalayan, törpüleyen acı, ruhun toprağını altüst eder. Yeni düşünce meyveleri için gerekli havalandırmayı sağlayan da bu altüst oluştur".
* * *
Keşke kalemim yaralarınıza ümidin merhemini sürebilecek kadar güçlü olsa...
Keşke şu 20 - 30 satır, dağıtabilse bezginliğinizi; sözcüklerim dertlerinizden azat edebilse sizi...
Bu yazı, bunları yapamasa da şunu söyleyebilir:
Artık finali gördük; infaz mangasının önünden döndük.
Şimdi hayatı daha iyi tanıyoruz. Ona, yeni doğmuş bir bebeğin memeye sarıldığı andaki kadar tutkuyla sarılabiliriz yeniden...
2011 yılı geldiğinde geriye dönüp şöyle diyeceğiz:
"Yıl 2001' (2008*) di, hiç unutmam; acılarımız o yıl başlamıştı. Her şeyin bittiğini sanıyorduk. Meğer kurtuluşun başladığı tarihmiş.
Acılarımızdan feyz alarak, onlarla kanatlanarak silkindik suskunluğumuzdan... Ayakta durmaya mecali kalmamış köhne bir sistemi değiştirmeye o yıl başladık. Yaralı parmaklarımızdan zincirleri çıkardıklarında yaşama sevincimizi hala kaybetmemiştik.
O sayede kederimizin üstesinden geldik. Ve kaderimizi yendik".


.....
"Avucunuzdaki Kelebek"

Ahmet Şerif İzgören'in, "Avucunuzdaki Kelebek" isimli kitabından;

"Ayvalık'tayım, 2003 yazı. Kıyıda, bizi dalışa götürecek tekneyi
bekliyoruz. Üç genç kız yanımıza kadar geldi. Kızlardan biri topallıyor, ayağının birini hep sürümek zorunda.
Durdular, bize Belediye Plajının olduğu yeri sordular. Biz de gösterdik; bir kilometre ötede bir yer... Kızlardan sağlam olan ikisi: 'Yaaa hadi geri dönelim, oraya kadar bu sıcakta yürünmez' diye fısıldandılar. Engelli olan kız, 'Ne var bunda? Yürürüz' dedi...
Şaka gibi bir şey! Yürüme engelli olan kız, bizim gözümüzün önünde öbür ikisini ikna etti, bize teşekkür etti ve devam ettiler. Biz gözlerimiz dolu dolu onları seyrettik. Sizce hangisi daha engelli?


Hayatınızın zor anlarında güçtür mücadele ruhu. Ona sahipseniz hiç korkmayın. Mücadele ruhunuz yoksa anlattığım her şeyi unutun, çünkü boştur sizin için."


****
"Avucunuzdaki kelebek"

Bir genç kız bilge adamı şaşırtmak istiyor. İki elinin arasına bir
kelebek koyacak ve bilge adama, 'avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölümü?' diye soracak. Ölü derse kelebeği salıverecek, canlı derse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek, bilge adam her ne derse tersini ispat etmiş olacak. Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatıyor: 'Avucumun içinde bir kelebek var: Canlı mı, ölümü?'
Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakıyor ve cevap veriyor:

'Canlı da olması, ölü de olması senin ellerinde kızım, senin ellerinde'...

"Orman müthiş bir hızla yanarken küçük bir serçe yolundaki gölden pençeleri arasına su alıp ormanın üzerine bırakıyor ve tekrar göle uçuyormuş. Ormanın yanışını çaresizlikle izleyen hayvanlardan biri gülümseyerek bağırmış:
'Ne o, ormanı birkaç damla su ile mi söndüreceksin?' Serçe cevap vermiş:
'Benim elimden gelen bu'...

Etrafınızda her şeyi para ve başarıya bağlayan bir sistem var. Oysa değerli olan doğru bir amaç uğruna harcanan çabalardır."

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:36





Unut Beni Can

bu kaçıncı gece
hasretinle yandığım
kaçıncı gece
yıldızları yıkadığım,göz yaşlarımla
mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla
bosnalı kadınlar duydu feryadımı
sen,sen duymadın mı can....



ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak
benden uzak o iklimlerin
benden uzak o şehrin
kahrolası o kalabalıkların
benim kadar ihtiyacı mı vardı sana
benim kadar hasret çekti mi..
kahrolası o şehrin semaları
benim kadar yandı mı..
ne var dı can....ne vardı
uzak iklimlerde açacak.....


ne vardı
kendimizi bu kadar kahredecek
kara trenler umut olmamalıydı
uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar
dünya bir tek nokta olmalıydı can
bir tek noktada doğmalıydık
dönüp dönüp sana varmalıydı yollar
ben hep hasret türküleri söylememeliydim
sen hep hasret şiirleri okumamalı
hasret diye bir söz olmamalıydı lügatlerde
geceler boyu hergün
göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu
boğuyor karanlıklar can
mesafeler kurşun oldu amansız
feryadıma şahit oldu yıldızlar
can.....can......
hasretin ağır bir yük omuzlarımda
ben çekmekten usandım
sen usanmadın mı?


bildim
bitmeyecek bu hasret
uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz
hangimiz gelsek diğerinin yanına
kuruyup,kaybolacağız..
ben kıraç topraklara döndüm can
ben kurumuş dereler gibiyim
ıssız mağaralarda kaldı umudum
belli bu sevda kahredecek bizi
unut be can
unut bu sonu gelmez sevdamızı..
bırak yeni güneşler doğsun semalarında
bulutlar gizlemesin yıldızlarını
yeniden başlasın her şey
yeniden doğ, bensiz şafaklarda.
Unut can
unut senin için yazdığım sevda şiirlerini
de ki; bir rüya idi bitti
de ki; bir hayaldi
solgun aynalarda yansıyan
de ki; bir romandı
sonu koskoca bir hiçle biten
unut beni can
unut vakit varken....


Bırak hasretin bana kalsın
varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm
ben yine her gece
saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda
gözlerimde takılı kalsın hayalin
sen unut can
sen unut
kahredersem,milyon kere kahrolayım....


Ümit Yaşar Oğuzcan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:39




GİTTİN


Gittin...
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım...

Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...

Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...

Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperirdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım.

Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...

Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...

Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım...

Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...

Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...

Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...

Mehmet Coşkundeniz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:40



Bu Resim Küçültülmüştür. Resim 800x619 Büyüklükte Ve 63 KB Boyutundadır. Resimi Büyültmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.


Yıldızlar seyreder her gece hâlimi.

Sınırsız öfkeyle dağılırken acemi bilgeliğim,

Yakalar gözyaşlarımı...

Çocukluğumdan gelen beyaz zambak kokusu;

Nemli bir hüzünden başka bir şey değilim.

BİLİNMEZİM..!!

Kaybolup aranması unutulmuş bir çocuğum.

Sürerim kayıp düşlerimin izini ıssız çöllerde...

Sahibini tanımayan bir ayak iziyim,

Çarpık bir yengecin dağıttığı kumlarda!

Çelik gözlerime inanma.

Sayıyım sayılmayan!

Belki de bir yara..

Açılıp iyileştirilmesi unutulmuş,

Sürekli kanayan...

Kendime rağmen kendim;

HER YERDE,HİÇ KİMSEYİM..!!!

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:44

Haydi kalbini bul!.....


Duymuyor musun sesini.?
Şşşşşşt...
Sessiz ol biraz... Kulak ver...Hâlâ yok mu.?
O zaman önce yerini bulmalısın.
Hayır, ben yardım edemem, sen bulmalısın; ama, tarif
edebilirim.
Önce tüm düşüncelerinden sıyrıl... Kendini sadece buna
odakla...
Kapat gözlerini.
Bu arayışta gözlerin yardımcı olamaz sana.
Elini göğsünün üzerine koy. Biraz bekle, sakince nefes al,
heyecanlanma...
Şimdi elini yavaşça sol tarafına götür. Hayır , aşağı doğru
değil, daha yukarıda.
Sol koluna doğru.Evet, iyi gidiyorsun, parmaklarının altında
hisset.
Bir değişiklik var mı.?
Elinin altında bir şeyin attığını hissediyor musun.?
Hayır mı.? Yanlış yerde olmalısın o zaman.
Çok mu yukarılara çıktın yoksa? Biraz aşağı indir elini.
Avucunu tam olarak aç.
İyice yasla göğsüne.Ya şimdi.? Çok hafif bişey hissettin
demek.
Bu güzel, doğru yolda ilerliyoruz o zaman.
Kapalı değil mi hâlâ gözlerin.? Şimdi parmakların koltuk altına
doğru ilerlesin.
Evet, avucunun altında duruyor olmalı.!
Atışını hissediyormusun şimdi. "Neden şimdiye kadar bulamadım"
diye hayıflanma , geçmiş geçmişte kaldı.
Sen bundan sonrasına bak artık.!
Buldun ya yüreğini, bundan böyle hayattaki en iyi rehberin o
olacak.! Sesini dinlersen ve kaybetmezsen onu, sana hep
doğru yolu gösterecek.!
Evet, bazen yanılıyor, bazen gittiği yolda tökezliyor; ama,
olsun. Sen yine de dinle yüreğinin sesini.
Bugüne kadar başka şeyleri dinledin de ne oldu.? Hangi
emanet yürek mutlu etti seni.?
Mutlu etseydi arıyor olur muydun bugün kendi yüreğini.?
Hayat, yürekte başlıyor ve diğer bütün duygular yürekte can
buluyor çırılçıplak.!
Yüreğinle konuşursan eğer, yüreğinle görmeyi, yüreğinle
duymayı öğrenirsen senden daha mutlusu olmayacak
dünya'da.!
Bir insanı sevmenin, yaşam'a koşulsuz bencillikten uzak
sevgiyle bağlanmanın hazzını yaşacaksın, kendinle
tanışacaksın.!
Bundan daha ÖZDEN GÜZELLİK ne olabilir ki.?
Yüreğine iyi bak.....Unutma ki yürekten veren yürekler alır.!

(alıntı)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:44






Ah! mümkün olsa
acıdan sevinç
sevinçten umut yapardım
bölüp yüreğimi acılara
dünyadaki bütün çocuklara
sevgi satardım…

Ah! mümkün olsa
rüzgar olur eserdim bozkırlarda
dağ - bayır dolaşır,
her akşam odalarına sızardım
çocukların...
üstlerini örter, alınlarından öper
sonra bir masal anlatır
usulca çekip giderdim...

Ah! Mümkün olsa
ağaç olurdum bozkırlarda
her bahar yeşerip
her yaz meyve verirdim çocuklara
sonra döküp yapraklarımı sonbaharda
rüzgarlarla savrulup giderdim…

Ah! mümkün olsa
ulu bir çınar olurdum
baharı yaşardım dört mevsim.
yağmurlarla yıkayıp saçlarımı,
rüzgarlarla kurulardım…
sevgiden bir elbise giyip,
çocukları kucaklardım her kış! ..

Ah! mümkün olsa
soğuk bir pınar olurdum
su verirdim bağrı yanmışlara
kinleri, kötülükleri, acıları siler
sevgiyle yıkardım yürekleri
akıp giderdim diyar diyar…

Ah! Mümkün olsa
toprak olurdum
buğday yetiştirirdim bağrımda
gül olur açardım bağ - bahçe
yeryüzüne salardım kokumu…
yağmurun yağmadığı ülkelere
billurdan damlalar dökerdim gözlerimden…

Ah! mümkün olsa
bir balon gibi çocuklara verirdim dünyayı
güneş olur doğardım yeniden her sabah
masal olur rüyaları süslerdim
sevgi olur,
şefkatle kucaklardım çocukları
ağlatmazdım anaları, babaları…

Ah! mümkün olsa
savaştan barış
barıştan insan yapardım
acıdan sevinç
sevinçten umut
umuttan dostluk yapardım
kurşun yerine çocuklara

her sabah şiir atardım… …



Nuri Can
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:47

NİCEDİR ÖZLEMİŞİM


Nicedir özlemişim
Bu rüzgarı
Hani Doğu´da eser
Bahar akşamları


Nicedir özlemişim
Bir elma ağacının
Dibine oturmayı


Nicedir özlemişim
Şoseleri,dağları


Nicedir özlemişim
Bir dosta sarılıp
Ağlamayı


Ataol Behramoğlu


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:48

[size=12]Hep küçümseriz bulundugumuz yeri hayata küser daha fazlasını isteriz içinde bulunduklarımızla yetinmeyi bilmeyiz ve suçlarız hep yaşamı niye daha fazlası yok diye niye neden niçin bu karmaşadır beynimizi kemiren hiç bilmeyiz bulundugumuz yerin kıymetini daha kötüsünü düşünmeyiz daha iyisi neden olmadı deriz hep hayata bizim baktıgımız yerin kıymetini bilmeyiz taki başkalarının hayata nasıl baktıgını görene kadar....






































Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:49







Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:49







Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:50







Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   20th Haziran 2010, 21:50



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Maviş'le bir kahve molası!.....   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Maviş'le bir kahve molası!.....
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 9 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: HAYATA DAİR :: MAVİŞ'den sunumlar-
Buraya geçin: