Forumnefer'e hoş geldiniz.

Eğer üye iseniz lütfen giriş yapınız, henüz üye değilseniz ve forumdan tam olarak yararlanmak istiyorsanız bizim topluluğumuza katılabilirsiniz.
iyi Formlar dileriz.



 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3
YazarMesaj
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   4th Ekim 2011, 04:23

O Olmazsa Yaşayamam


O olmazsa yaşayamam
O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…

Can YÜCEL
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   4th Ekim 2011, 04:28

Elele tutuşacak dostlarınız olması dileği ile..

Bir yaz günü, plajda oturuyor, kumlarla oynayan iki çocuğu
seyrediyordum. Her ikisi de, deniz kıyısında, kapılarıyla, kuleleriyle,
tünelleriyle kocaman bir kale yapmak için beraberce harıl harıl
çalışıyorlardı. Kale neredeyse tamamlanmışken , büyük bir dalga gelip
kaleyi bozdu. Her şey, bir anda ıslak bir kum yığınına dönüşmüştü.

Bütün uğraşlarının bir anda gözlerinin önünde yok olduğunu gören
çocukların göz yaşlarına boğulmalarını bekliyordum. Ama çocuklar beni
şaşırttı.

Ağlamak yerine, ikisi de kalkıp el ele tutuştular ve gülerek kıyıdan biraz
daha uzaklaşıp yeni bir kale yapmaya giriştiler.

Çocukların , o anda bana önemli bir ders öğrettiklerini fark ettim.

Yaşamımızdaki her şey, yapmak için üstünde çok zaman ve enerji sarf
ettiğimiz her karmaşık yapı , aslında kumdan yapılmışlardır. Sadece başka
insanlarla kurduğumuz ilişkiler ayakta sağlam kalabilir.

Er ya da geç, bir dalga gelip, kurmak için yoğun çaba sarf ettiğimiz
çalışmaları anında yıkabilir. Böyle bir durum karşısında, sadece yanında
tutacak bir eli olan insan gülümseyebilir….

Rabi Harold Kushner
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   4th Ekim 2011, 04:30

Sevgi…


Tüketmek için bunca acele ettiğiniz, takvim yapraklarına…
Onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara…
İçine gönüllü daldığınız o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz?
“Ne kadarı benim hayatım” diye soruyor musunuz?
Ne kadarını başkaları yaşamış benim yerime…. Ya da ben başkalarının?..
“Aynadakinin ne kadarı ben’im, ne kadarı oynadıklarım?
Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine….
Çünkü bir tek sevgi var elimizde; bunca yıldan damıtılıp gelen..
Yine bir tek o kalacak, yaşanacak yıllarından geriye…
Bir tek sevgi olacak bunca telaştan artakalan ötesi yalan…


Can Dündar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   4th Ekim 2011, 04:35


Aşk Üstüne


Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki, o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de çabası….

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin…..

Nazım HİKMET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   4th Ekim 2011, 04:39

İzmir Sevdası....


Bu şehirde insanlar bekler. Emekliliği, askerliğinin bitmesini, rüşvetin gelmesini, gönderdiğiniz evrakın cevaplanmasını, suskun devletin konuşmasını beklerler.
Taşı çatlatacak bir sabırla bir şeyleri beklerler, kim bilir bekledikleri hayattır. Belki denizi görselerdi beklemezlerdi. Denizi su sanırlar. Suyu görmek için göllerin kıyısına gidersiniz ama su ufka uzanmaz.
Bir suyu deniz yapan ufuk yoktur Ankara’nın göllerinde. Oysa ne önemlidir, suyun hiç bitmemesi ve uysal bir sevgili gibi gökyüzüyle birleşmesi. O vaatkar ufuk çizgisi, o nasıl güzeldir. Her zaman ötelerde bir şey olduğunu fısıldayan o şehvetli çizgi. İnsanlar Ankara’da beklerler, kim bilir bekledikleri hayattır.

İstanbul’da ise durum daha vahimdir. Hayat sanki bir adım ötede duruyor gibidir. Doğruya doğru, dünyanın en güzel şehridir İstanbul, ama hayat eli çabuk davranır.

Daha siz elinizi uzatmadan işveli bir kadın gibi kaçar gider. Bu yüzden hırsla kovalarlar hayatı İstanbullular.
Beklediği şeyin belki de hiç gelmeyeceğini söyleyen şeytani fısıltıya rağmen, Ankaralı’nın dingin tevekküllü bekleyişinde bir huzur vardır.
Ama, İstanbullunun hırslı kovalamacasında ne huzur vardır ne de tatmin. Dünyanın en güzel şehri hemen kol mesafesindeyken kendilerini yiyip yutan bir kovalamacanın içinde kaybolur giderler.
Hayat kaçar, onlar kovalar.

Ama İzmir…
İzmir’ de hayat beklenmez, kovalanmaz da. O zaten sizinle beraberdir. Ufkun ötesini muştulayan bir deniz vardır. mutlulukla dolu, sakin bir sevişmenin tadındadır körfez.

Körfez vapurlarının sakin gidişinde hırslarınız yok olur, kovalamayı bırakırsınız, hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle dolarsınız.
Ne varsa bu şehirde, bayatlamış vapur çayı bile nektar olur..!
Hafta sonları denize doğru bir göç başlar. “Ey hayat, biz Çeşme’ye gidiyoruz, sen de arkadan gel” der İzmirliler muzipçe.
ve ne gariptir ki hayat, uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.

Ne garip, uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan izm. harflerine sevgiyle bakıyorum.
Sabırsızım, sevgilisine kavuşacak aşıklar kadar.

Cemal Süreya
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   4th Ekim 2011, 04:56

Yaşamak Yürek İster...

Yaşamak yürek ister; belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azı yaşar. Çoğunluğu yalnızca yaşadığı günü kurtarır, var olmakla yetinir ve kendi varlığı altında ezildikçe ezilir. Değiştiremeyeceği gerçekleri olduğu gibi kabul etmek ve bu değişmezlikten kendine yeni bir yaşam sevinci yaratmak da yürek ister; değiştirebileceğini değiştirmeye çalışmak da. Sanıldığı gibi insanı korkutan; dünya, zorluklar, yaşam koşulları ya da başkaları değildir. İnsan en çok kendisinden korkar; kendi duygularından, kendi güçsüzlüklerinden, kendi zaaflarından, kendi acılarından, kendi coşkularından ürker. Yaşama her dokunuşunda, duygularının alevlenip kendisini yakacağından çekinir. Onun için kaçar yaşamdan, aşktan kaçar, öfkeden, hareketten, sevinçten, kendisinden kaçar. Korku yüzünden yaşanamamış bir yaşamı ellerinde taşımaktan yorularak, kendisine uydurduğu bin bir türlü mazeretle yaşama arkasını dönmeye, gizlenmeye uğraşıp, gizliden gizliye yok olmaya çabalar. Korku kendine acımayı getirir; kendini zavallılaştırmaya başlar yaşamdan korktukça. Yaşamla yüz yüze gelmektense ağır ağır erimeyi tercih eder. Korktukça azalır gücü; korkuyla yaralanan bedeni artık en küçük bir dokunuşta acıyla inler. Her acıda korkusu biraz daha artar ve girdap gibi çeker içine güçsüzlük onu. Kendi korkusuna kalkıp kader der sonra, korkuyu değiştirilmez bir gerçek, alnına yazılmış bir yazgı olarak görür. Yeni bir aşkın düşüncesi bile titretir onu. Kalabalıktan korktuğu kadar yalnızlıktan da korkar. Hayatın hiçbir haline dayanamaz durumlara gelir. Sırtında yaşayamadığı hayatı, önünde yaşanacak günleriyle, kendi geçmişiyle geleceği arasında sıkışır kalır artık. Kendi duygularıyla kuşatılır; döndüğü her yanda bir düşman gibi kendi duyguları çıkar karşısına. Şu yana dönse orada bir mutluluk vardır ama o mutluluğu değil mutluluğun arkasında gölgesi sezilen acıyı görür. Bu yana döndüğünde bir isyanın şevki vardır ama o isyanın çekiciliğini değil o isyan için ödenecek bedelin ağırlığının fark eder. Beri yanında bir aşk bekler onu ama o aşkın arkasından gelebilecek terk edilme ihtimaline diker gözlerini. Her kıpırtıyla örselenebileceğinden çekindiği için kıpırdayamaz bile yerinden; yaşama yaklaşabilmek için bir tek adım bile atmaya yetmez cesareti. Ona sevinci gösterseniz; “ya sonra” diye sorar! Aşkı gösterseniz, gene ayni sorudur onun aklini kurcalayan; “ya sonra”! Öfke, coşku, dostluk, sevişme, başkaldırı, direnme hep aynı soruyu sürükler peşinden; “ya sonra”. Bilinmeyen bir “ya sonra” için bilinenlerin hepsini ıskalamayı kabullenir. Ama ne garip, duygularından, yaşanacakların sonrasından korkanlar, acıdan sakınanlar çeker en büyük acıyı. Yaşanmamış bütün duyguları zehirli sarmaşıklar gibi boy atıp ruhlarına dolanır. “Sonrası umurumda bile değil” deyip yaşamla kucak kucağa gelenlerden çok daha fazla yarayı yaşayamadıkları için alırlar. Yakınıp dururlar; çektikleri acılardan söz ederler. Acıyı da çekerler gerçekten ama acıdan korktukları için bunca acıyı çektiklerini görmezler bir türlü. Yaşamanın cesaret istediğini fark edemezler. Onun için çok az insan yaşar; çoğunluk yalnızca gününü kurtarır. Yaşanmamış günlerin altında inleyen çaresiz bir köle gibi yitik bir hayatı taşır güçsüz omuzlarında. Kendi gerçeklerimiz, kendi duygularımızdır bizi böylesine ürküten; çatal diliyle tıslayan bir yılan görmüş tavşan gibi kendi kendimizi hareketsiz bırakan. Ve ne kadar çok korkarsanız, korkunuz o kadar artar. Ne kadar yaşarsanız, cesaretiniz o ölçüde bilenir. Yaşayamıyorsanız eğer, bu başkalarından dolayı değildir. Sizi güçsüzleştiren, sizi çaresizleştiren, sizi isyanlardan alıkoyan, değiştiremeyeceklerinizi kabul etmenize engel olan, değiştirebileceklerinizin üstüne gitmenize izin vermeyen, sizi yaşatmayan, sizin kendi korkularınızdır.

Oscar Wilde
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   18th Ekim 2011, 03:36

KİMİN VAR Kİ..


Kimi bekliyorsun hâlâ,
Evinden kitaplarından uzakta mısın
Arada bir telefon et kendine
Kendine mektuplar yaz yanıt beklemeden
Kartlar gönder kendine her gittiğin uzaklardan
Sevgilim diye başlayıp öperim diye biten
Senin senden başka kimin var ki arasın
*
İnince trenden ya da uçaktan yalnızlığın
Sevinçle karşıla yanlızlığını garlarda hava alanlarında
Ayrılışlarda da sarılıp öpüş yanlızlığınla
Uğurla kendi kendini dönüşsüz yolculuklara
Bekle kendini uzak yolculuklardan dönersin diye
Senin senden başka kimin var ki beklesin
*
İçki masalarında bir başına mısın
Kendinleysen yetmelisin kendine
Çoğaltıp yanlızlığını konuş bir çok kendinle
Kaldır içki bardağını kendi şerefine
Ağlaşarak gülüşerek tartışarak kendinle
Senin senden başka kimin var ki bulasın
*
Düşmanlarının saldırılarından yuvarlandıkça yerlere
Tutup kendi saçlarından kaldır kendini
Seni sana bildirecek kimsen yok başka kendinden
Ölünce senin bile haberin olmayacak öldüğünden
Haber ver kendine ki öldüğünü bilesin
Kimin var ki senin sana öldüğünü söylesin
*
Kendi kendinin hem konuğu hem ev sahibisin
Zamanın varken ağırla kendini sarılıp öperek
Biliyorsun nasıl olsa yakın o gelecek
Kimileri diyecek
Daha şimdiden sev kendini sev kendini SEV
Kimin var ki senin seni senden başka sevecek..

Aziz NESİN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   16th Eylül 2013, 21:42




Hala anlayamadınız değilmi?
Önemli olan haklı ya da haksız olmak değil.
Kavganın kazananı yoktur.
Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz.
Önemli olan kalp kırmamak.
Önemli olan yargılamadan, karşılıksız sevebilmek ve iyilik yapabilmek.
Haklı bile olunsa özür dileyecek kadar asil olmak, bilge olmaktir.
Egonuzu kontrol edemediğiniz sürece, o sizi kontrol etmeye devam edecek.
Böyle olduğu sürece tüm dünya sizin bile olsa asla mutlu olamazsınız.

Albert Einstein

Bazılarına insanlığı ve karakteri,
20′lik çiviyle de çaksan tutmaz…

“Hiç kimse kendisinden başkasını söyleyemez,
Kendisinden başkasına söyleyemez,
Kendisinden başka birşey bilmez,
Kendisini bilmeyen hiçbir şeyi bilmez.”

Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır!

TOLSTOY

Cebi zengin fakat ruhu fakir olan insanın hali çok rezil ! Çünkü o; ‘herşeyin fiyatını bilir, değerini değil.’

Mevlana-Rumi


Şems-i Tebrizi der ki;

Kalp mi insana sev diyen yoksa yalnızlık mı körükleyen?
Sahi nedir sevmek; Bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

Mutluluk için beş küçük şey:
İnanmak
Yetinmek
Paylaşmak
Güzel düşünmek
Sevmek ve sevilmek

Bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de , küçücük bir gönülden içeri giremezsin…

HZ Ali


Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur…

Hz.Mevlana


Düşen bir çığda, hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.

W. Churchill


“Her yağmur damlası bir yeşil yaratmak içindir. Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük. Bir başka bahar için sadece yaprak döktük…”

- Mevlana

Sihirbaz değilim ama, göz açıp kapayıncaya kadar kaybolacak dertlerim var… Komedyen değilim ama gülebilecek bir sürü nedenim ve güldürebileceğim bir sürü arkadaşım var… Sarhoş değilim ama, bir milyon kafam var… Hatıra defteri değilim ama, yığınla yaşanmışlığım var… Cahil değilim ama, sevmeyi bilmeyişlerim Kalpsiz değilim ama, renksiz duygularım var… Sağır değilim ama, bazen duymayan kulaklarım var… Dilsiz değilim ama, bazen suskunluklarım var… Yanlış değilim ama, hatalarım var… Çok konuşmam ama, güçlü cümlelerim var… Pişman değilim ama, hatırlamayı unuttuklarım var..

Bu büyük kötülük acaba nereden geliyor…
Bu dünyanın içine nasıl girmiş…
Hangi kökten hangi tohumdan büyümüş…
Bunu kim yapıyor; bizi kim öldürüyor…
Kim ışığımızı, hayatımızı çalıyor…
Kim bizim de düşebileceğimiz durumu görüp bizimle alay ediyor…
Bizim yok olmamız dünyanın çıkarına mı…çimenlerin büyüyüp güneşin parlamasına bir katkısı var mı…
Bu karanlık senin içinde de var mı?
Sen de bu gecenin içinden geçtin mi?
Beraber olduğumuz yer neresiydi…
Birlikte yaşadığımız insanlar kimdi… beraber yürüdüğüm…
Kardeşim…dostum…
Karanlıktan ışığa…nefretten sevgiye…
Bunların hepsi aynı aklın ürünü mü… aynı yüzün yansımaları mı…
Ey ruhum,
Bırak da şimdi içinde olayım…dünyaya benim gözlerimden bak
Ve yaptığın şeyleri gör…

Hayatın güçlüklerine katlanabilecek kadar İNANÇ,
Geleceğin daha iyi olacağına inanacak kadar ÜMİT,
Doğru bildiklerin için mücadele edebilecek kadar CESARET,
Topluma, ailene, faydalı olabilecek kadar SAĞLIK,
İhtiyaçlarına yetebilecek, zekâtını verebilecek kadar PARA,
Başkalarının daima iyi yönlerini görebilecek GÖZ,
Çevrenizdeki insanlara yardım eli uzatacak kadar CÖMERT,
İnsanlardan karşılık beklemeden yapabileceğin İYİLİK,
Hayatın zorluklarına karşı hayatı ve insanları kuşatacak SEVGİ,
Yastık kadar yumuşak ve rahat bir VİCDAN,
Dili, belini, kalbini, keseni ve gözünü haramdan saklayabilecek İRADE,
Gördüklerinin, duyduklarının düzelmesini bekleyebilecek kadar SABIR,
Günahlarını, noksanlarını itiraf edebilecek kadar FAZİLET,
En kötü halinde bile ŞÜKÜR varsa,
….SEN MUTLUSUN..

Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil; dedi insanlar.
Müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı.
Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi,
bütün bize öğretilenler,peşinden koştuğumuz aşklar,
öldüğümüz bütün ölümler,yaşadığımız bütün hayatlar,

Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller, yakın bile değiller.
Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar,tarih olarak yığılmış,
türlerin israfı,ışığın ve yolun tıkanması,olması gerektiği gibi değil,hiç değil, dedi.

Bilmiyor muyum?diye cevap verdim.Uzaklaştım aynadan.Sabahtı, öğlendi, akşamdı.

Hiçbir şey değişmiyordu.Her şey yerli yerindeydi.Bir şey patladı,birşey kırıldı,bir şey kaldı.

(C.Bukowski)

Küçük şeylerden keyif alabilmek.Lüks şeyler yerine zarafet aramak.Saygı istemek yerine değerli olmak.Zengin olmak yerine muhtaç olmamak.Sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak.Yıldızları, kuşları, kelebekleri ve bilgeleri, açık kalple dinlemek.İşte benim senfonim

☻/
/▌
/ \
Cesur ol. Değilsen bile öyle davran hiç kimse aradaki farkı anlayamaz.

‘Yasamak değil, beni bu telâş öldürecek’ dediği gibi şairin; O telâşla bırakın Paris yolunda ılık rüzgarla taramayı saçlarınızı, Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz. Gözümüz saatte söyleştik hep, Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık, Hep yetişilecek bir yerler Aranacak adamlar, yapılacak işler vardı.

Bir sonraki günün telâşı, bir öncekinin terine bulaştı. Başkalarının hayatı, bizimkini aştı. Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine; Kuşluk vakti, kızarmış ekmek kokusu veya yavuklu busesiyle uyanma düşlerini Hababam erteledik.

20′li yaslardayken 30′lara kurduk saatin alarmını, 30′larımızda 40′lara, belki sonra 50′lere… Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat, Kuşlukta uyanma fırsatı sunduğunda size, artık uyku girmez oluyor gözlerinize. Doyasıya söyleşmek, Telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda, Söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor Yanınızda…

Özenle sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz;
Vakit gelip sandıktan çıkardığınızda,
Bir de bakıyorsunuz ki, Tedavülden kalkmış…

Milan Kundera “yavaşlık” adlı kitabında; “yavaşlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur” diyor. Telefon hızlılık mesela, konuşulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok.
Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık.
Aceleye ne gerek var?
Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş…
Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, başarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda…


[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   17th Eylül 2013, 03:12


Haset etme sabret :)








Nasıl sahip olduğumu bilemezsiniz,
Konuşmak için yıllarca sustum,
Yemek için uzun süre aç kaldım,
Mutluluk için emek verdim sabrettim ve Allah 'a sığındım.



Mutluluğun, huzurun, hayatında olmadığını düşünen insanlar, ya yarım kalan hayatlar üzerine kurulmaya çalışır yada var olduğu sanılan hayatı tamamlanmadan parçalayarak tamamlamaya çalışır.Başarılı olmayacağını bilen kişinin haset duygusu korkutur beni.Hayatla olan yarışta azmin karıştırıldığı bu duygu oldukça tehlikelidir.Bu yarışta "neden o ben değil", "ben hakediyorum", "ben bunu haketmiyorum" gibi benlik içiren cümleler önce gelmektedir.Dışarıdan baktığında sonuç olarak hangi noktada olduğun görülür ama o noktaya nasıl vardığın görülmez.Birbirimizin hayatlarını içten içe sorgulamak bulunduğumuz noktadan şikayetçi olduğumuzu alçak sesle söylemektir.Allahın bizi görmek istediği nasip ettiği yerde olmaktan şikayet etmek yerine sabretmeliyiz.Gerçekleşmesini istediklerimize yaklaşmak ve sahip olmak için sabretmeye, şükretmeye en önemlisi dua etmeye nedersiniz?









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   17th Eylül 2013, 03:18


Hayat çok kısa











Dünyadaki tüm güzellikler için şükrederim.Arada şikayetlerim olmuyor değil ama yine de şükrederim.Güne iyi başlamadığım zamanlarda olur elbette ,ama yaşamaktan vazgeçtiğim olmadı hiç.Vazgeçmekle kastım boşvermişlik ve hayattan zevk almadan öleceği günü bekleyerek yaşamaktır.Hiç bir zaman " Allah canımı alsada kurtulsam" demedim dilde belki ölesine söylemiş olabilirim tam hatırlamıyorum ama gönlüm hiç vazgeçmedi yaşamaktan.Ölünce çok üzüleceğim :) Her yeni güne başlarken birileri "çok şükür bugünde sabaha uyandım" derken birileri de "neden hala yaşıyorum" diyor isyan etmeye devam ediyor.“İnsan doğunca kulağına ezan okunur, öldüğünde ise namazı kılınır. İşte o ezan insan öldüğünde kılınan namazın ezanıdır. Hayat bu kadar kısadır".Kulağınıza ezanın okunduğu an ile namazınızın kılındığı an arasındaki zaman bazen bize geçmiyormuş gibi gelsede anlam veremediğimiz şekilde hızlı geçmiştir..Bu nedenle hayattan zevk almayı bilmeli, yaşamayı sevmeli insan.Günümüzdeki sorunlar, insanın bireysel yaşamış olduğu sorunlar, stres, çaresizlik, zaman zaman umutsuzluğu ve boşvermişliği beraberinde getirerek "ölmek istiyorum" cümlesini kuran insan sayısının artışına sebep olmuştur.Genelde herkes zaman zaman dilde ölmek ister ama ölümle burunburuna geldiğinde vazgeçen sayısı daha fazladır.İyikide fazladır, herşeye rağmen yaşamak istediğinin farkına varmaktadır insan bu nedenle vazgeçin.Aslında yaşamak isteyenler söylenipte zehir etmeyin hayatı ölmek istemiyorsanız yaşayın....Zaten çok az zamanımız var dertlenip isyan edip zamanı boşa harcamayın.Unutmayın size ayrılan sürenin sonuna geldiğinizde herşey için çok geç olabilir.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   10th Nisan 2017, 02:05

HAYATA DAİR 30 GÜZEL TAVSİYE

1) Ağaç dikin, yabani otları yolun, bırakın elleriniz toprakla buluşsun.

2) Gülmek için, size eşlik edecek birilerinin olmasını beklemeyin.

3) Bahçenizde, balkonunuzun uygun bir köşesinde domates, biber, maydanoz yetiştirin. Az bile olsa tohumunu elinizle ektiğiniz bir sebzeyi yemek çok tatlı gelecektir.

4) Sabredin, istediklerinizin gerçekleşmesi için belirlenmiş doğru bir zamanı vardır.

5) Bir şeyler üretin. Resim yapın, yazı yazın, atkı ya da kazak örün.

6) Yavaşlayın ve anın keyfini çıkartın.

7) Uzun zamandır kin beslediğiniz birisini affedin. Bir çocuğu veya bebeği sevin. Onlardan pozitif bir enerjinin size geçtiğini görecektir.

9) Çocukları üzecek ve incitecek bir şey yapmaktan sakının.

10) Çocukluğunuzda okuduğunuz masal kitapları sakladığınız yerden çıkarın ve tekrar okuyun.

11) Bir işi bitirmek için kendinize yeterli süre tanıyın.

12) Başarılarınızı ve başarısızlıklarınızı şansa bağlamayın.

13) Bir hayvanı sevin ya da yapabiliyorsanız ona sarılın.

14) Gün doğumu ve gün batımının ihtişamını hissedin.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   10th Nisan 2017, 02:06

15) Geçmişin geride kaldığını ve geleceğin belki de hiç gelmeyeceğini hatırlayın.

16) Kusurlu yanlarınızı sevmek zorunda değilsiniz ama en azından onları kabul edebilirsiniz.

17) Karıncaların evlerini inşa edişlerini ve kendi ağırlılarının 10 katı yiyecek taşıyışlarını izleyin.

18) Ara sıra içinizdeki çocuğun yaramazlık yapmasına izin verin.

19) Başarı bir süreçtir, bir varış noktası değildir. Bunu hep hatırlayın.

20) Evinizde çiçek besleyin.

21) Cebinizde veya çantanızda şeker taşıyın. Arkadaşlarınıza veya karşılaştığınız çocuklara bunlardan verebilirsiniz.

22)İşlerinizi ertelemeyin. Böylece geriye dönüp hataları düzeltmek için yeterli zamanınız olur.

23) Uzun zamandır aramadığınız bir arkadaşınız varsa hemen şimdi onu arayın.

24) Uzun zamandır rafta okunmayı bekleyen kitabınızı alın ve okumaya başlayın.

25) Ara sıra nostaljik takılın. Çocuk parkına gidip salıncağa binin, elma şekeri veya pamuk şekeri yiyin. İp atlayın, ya da misket oynayın.

26) Yeni bir dil öğrenin.

27) Rutinlerinizin dışında çıkın. Her zaman kullandığınız yoldan farklı bir yol keşfedin, mobilyalarınızın yerini değiştirir. Farklı bir yerden alış-veriş yapın. Yani bir şeyi farklı yapın.

28) Birisine yardım elini uzatın.

29) Hayatınızda değiştirebileceklerinizi değiştirin ve geri kalanları kendi haline bırakın.

30) Ve bugün sahip olduğunuz bir şey için şükredin.

Yazan : Esra Toprak
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   10th Nisan 2017, 02:22

ACI

İçiniz kor gibi yanarken susmak, acıların en beteridir. (F.Garcia Lorca)

Acıların en acısı kendi kendimize çektirdiğimizdir. (Sophokles)

Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir. (L.A.Seneca)

Büyük saadetler büyük acıların yanıbaşındadır. (H.Erhan Bener)

Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğ


[/center][/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
maviş
Yönetici
Yönetici
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   10th Nisan 2017, 02:24

AÇLIK

Açlık, sert kemikleri yumuşatır. (Trivalluvar)

Açlık, kılıçtan bile keskindir. (Beamont Flketcher)

Yoksulun zengin açar malinden, Tok olan bilmez acın halinden (Şinasi)

Deve yükü aş olsa, aça az görünür. (Kaşgarlı Mahmut)

Açlık; dava, kin ve mücadele gibi şeyleri pek tanımaz. (Roy Chansior)

Tok olan cümle alemi tok sanır. (Sabayi)

ADALET

Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir. (Blaise Pascal)

Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir. (Joseph Joubert)

Adaletin hakim olduğu yerde, silahın yeri yoktur. (J. Amyot)

Geç kalan adalet, adaletsizliktir. (Walter Savage Landor)

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak. (V. Hugo)

AFFETMEK

Affetmek güçlüyü daha güçlü yapar. (Publilius Syrus)

Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir, korkakların tabiatında af diye birşey yoktur. (Laurence Sterne)

Suçludan öç almak adalet, onu bağışlamaksa fazilettir. (Câmi)

Zalimleri affetmek mazlumlara zulümdür. (Sadi)

Aptalı sık sık affetmek onu ahlaksız yapar. (Publius Cyrus)

Kendini affetmeyen bir insanın bütün kusurları affedilebilir. (Confucius)

Bir düşmanı affetmek, bir dostu affetmekten daha kolaydır. (Mme Dorothe Deluzy)

Öfkelenmek beşeri bir olaydır, fakat bilahere sakinleşmemek ve affetmemek ayıplanacak iğrenç bir harekettir. (Sales)

Sayısız günahlarımızı affeden Allah'ın bir kulu olarak, neden bir suçu bağışlamayayım? (Kenan Rifai)

AHLAK

Ahlak cemiyetin temelidir. (De Chateaaubriand)

Ahlak da sanatta olduğu gibi hiç konuşulmaz, ancak yaşanır. (Ernest Renan)

AHMAKLIK

Ahmak, ışıkla alevi karıştırır ve kendisini her yakanı güneş sanır. (Cenap Şehabettin)

Ahmaklarla olmaktansa, yalnız kalmak daha iyidir. (La Fontaine)

Bir aptalı yanıldığına inandırmanın en iyi yolu, onu kendi bildiğine bırakmaktır. (John billings)

Bilgili bir ahmak, cahil bir ahmaktan daha çok ahmaktır. (Moliere)

Gençler, ihtiyarların aptal olduklarını sanırlar, ama ihtiyarlar, gençlerin aptal olduklarını bilrler. (Chapman)

AKIL

Akıl yeryüzünden kalksa bile, hiç kimsw akılsız olduğunu kabul etmez. (Sadi)

İdrak-i mââli bu küçük akla gerekmez, Zira bu terazi o kadar sikleti çekmez (Ziya Paşa)

İnsanı hayvandan ayıran aklıdır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman, hayvan ortaya çıkar. (Epictetos)

İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü hiç kimse aklından şikayetçi değildir. (Montaigne)

Aklın bağlamadığı dostluğu, akılsızlık kolayca çözebilir. (W.Shakespeare)

Hayatta başarılı olmak için akılsız görünmeli, ama akıllı olmalıyız. (Charles De Montesquieu)

Elinizde ise başka insanlardan daha akıllı olun, ama sakın onlara bunu söylemeyin. (P.Lord Chesterfield)

Ben, bilmediğim için diğer insanlardan akıllıyım. (Socrates)

Sahip olmadığı şeylere üzülmeyen ve sahip olduklarına sevinen, akıllı bir insandır (Epictetos)

Akıllı bir kimse, kazandığı paranın birazını, aldığı nasihatın ise birçoğunu saklar. (Harry Karns)

Akıllı bir kimse, düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez. (Beydeba)

Akıllı olmak da birşey değil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. (Descartes)

Akılsızlar, hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı ve neşenizi çalar. (Goethe)

ANNE

Kadınlar zayıftır, ama analar kuvvetlidir. (Victor Hugo)

Annesi işlerine karışmaya devam ettikçe, hiç kimse yaşlı değildir. (E.Paul Hovey)

ARAŞTIRMA

Araştırma, düşünmesini bilenlerin ilk ve son isteğidir. (Samuel Johson)

Her zaman ara, bir gün altın ararken bakır bulursun, yarın bakır ararken altın bulursun. (Descartes)

İnsanları incelemek, kitapları incelemekten daha gereklidir. (La Rochefoucauld)

Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır. (John Lyly)

ARI

Arının evini yıkan, balın tatlılığıdır. (Karamanlı Nizami)

Bal yiyen, arısından gocunmaz. (Mevlana)

Ben arıyım, dersin, balın var mıdır? (Aşık Veysel)

Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır. (John Lyly)

ARKADAŞ

Arkadaşlığını ispat edene kadar hiç kimse gerçek arkadaş değildir . (Beaumont Fletcher)

Arkadaşlık, her zaman gölge veren bir ağaçtır. (Calvin Coleridge)

Kusurlarınızı size söyleyebilecek arkadaşlar bulun. (Nicolas Boileau)

Kusursuz arkadaş aramak, dost edinmeyi istememek demektir. (De Sacy)

Ana ve babamızı kader, arkadaşımızı kendimiz seçeriz. (Jacgues Delille)

Arkadaşını yalnızken ikaz et, başkalarının yanında öv. (Publius Cyrus)

AŞK

Güzelliğin beş para etmez, bu bendeki aşk olmazsa (Aşık Veysel)

Aşkı akılla yenmek mümkün değildir (Gançarov)

Aşk, iki iken bir olmak demektir. (Victor Hugo)

Aşkın gözü kördür. (S.A.Propertius)

Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden bambaşka bir dil ister. (Eugenie Delacroix)

Aşk, kulübeyi, altından bir saraya benzetir. (Holty)

Aşk, utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır. (Montaigne)

En devamlı aşk, karşılık beklemeden duyulandır. (W.Somerset Maugham)

Aşk, gözle değil ruhla görülür. (William Shakespeare)

Aşıkların en kanaatkari bile sevdiğinden ziyade sevilmek ister. (Cenap Şehabettin)

BABA

İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar. (Goethe)

Babanın faziletleri, çocukların servetidir. (Anatole France)

Bir baba yüz öğretmene bedeldir. (George Herbert)

Baba olduktan sonra göreceksiniz ki, kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutluolabilirsiniz (Balzac)

BAL

Düşmanın tatlı sözlerine aldanma, balın içinde zehir de bulunabilir. (Sadi)

Suratı ekşi olanın balı da acı olur. (Sadi)

Balın varsa, sineğin bol olur. (Cervantes)

BARIŞ

Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. (Puşkin)

Barış bile, büyük ücretlerle satın alınır. (Benjamin Franklin)

Barış tacı, saltanat tacıyla kıyaslanamayacak kadar güzel ve değerlidir. (Epicure)

BAŞARI

Güçlükler, başarının değerini artıran süslerdir. (Moliere)

Başarılarını gizlemek, en büyük başarıdır. (La Rochefoucauld)

Başarıyı en kötü şekilde kullanmak, onunla övünmektir. (H.r.A. De Maupassant)

Para nasıl parayı çekerse, başarı da başarıyı çeker. (N.S.R. De Chamfort)

Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. (Çin atasözü)

BAŞLANGIÇ

İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir. (Andre Gide)

Her şeyin en mühim noktası, başlangıcıdır. (Eflatun)

Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur. (Çiçero)

Başlangıcı parlak olanın sonu da parlaktır. (Hikem-i Ataiye'den)

BENCİLLİK

Bencillik, dostluğun zehridir. (H.De Balzac)

Bencil insan, tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider. (Turgenyev)

Bencilliğin gözü perdelidir. (Mamatha Gandhi)

Benden sonra tufan!.. (MMe de Pompadour)

Başkası düştü mü, 'Çürük tahtaya basmasaydı' deriz. Kendimiz düşünce, bastığımız tahtanın çürük çıkmış olmasından şikayet ederiz. (Cenap Şehabettin)

Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefelerini bastırmayan insan pek enderdir. (Byron Langenfeld)

BİLGİ

Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil. (Marcel Lenoir)

Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz. (Claude Bernard)

Hak'tan ve faziletlerden mahrum olan bilgi, hilekarlıktır, onun akıl ve zeka ile alakası yoktur. (Eflatun)

Bilgili adam güneş gibidir, girdiği yeri aydınlatır. (Zübeyr Gündüzalp)

BORÇ

Paranın değerini öğrenmek isterseniz, borç almaya çalışınız. (Benjamin Franklin)

Allah'a borcu olmak, insanlara borcu olmaktan daha rahattır. (La Fontainne)

BÜYÜKLÜK

Büyük görünen birçok adam, onlara yakından bakınca büyüklüklerinden çok şey kaybederler. (Landor)

Çocukluktaki safiyetini kaybetmeyen adama büyük adam denir. (Mencius)

Teftiş edildiği vakit sevinen, tenkit edildiği vakit gülen mahluka büyük adam denir. (Cemil Sena Ongun)

Hiçbir şey, büyüklük kadar sade değildir. Çünkü sade olmak, biraz da büyük olmaktır. (Albert Camus)

Büyük insanlar, bütün acılara şikayetsiz katlanırlar. (Schiller)

EVLİLİK

Evlenirken kör olanın, evlendikten sonra gözleri açılır. (Jackie Gleason)

Kadın kocasını daha az sevmeli, fakat daha çok anlamalı, erkek, karısını daha çok sevmeli, fakat anlamaya çalışmamalıdır. (Oscar Wilde)

Kocaların düştükleri biricik hata, evli olduklarını unutmalarıdır. (Lady Effingham)

İnsan hayatının en önemli olayı iyi bir eş seçimidir. (Drusus)

Akıllıca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen. (Ovidius)

Evlendikten sonra karınızın sizinle nasıl konuşacağını öğrenmek isterseniz, şimdi erkek kardeşiyle nasıl konuştuğuna bakın. (Nathau)

Evlenme - boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikah sağlam kalmazdı. (Dostoveyski)

Bir çok kadınlar, 'filancanın karısı' diye anılmak için evlenirler. (Mabel Rass)

Evliliği sürdüren vücut değil ruhtur. (Pubillius Cyrus)


EĞİTİM

Eğitim görmüş bir halkı idare etmek kolay, köleleştirmek imkansızdır. (Lord Brougham)

Eğitim ağır çalışan bir çarktır. 5 senede 10 senede sonucu alırsınız. (Prof.Esad Çoşan)

İnsan eğitimle doğmaz, ama eğitimle yaşar. (Cervantes)

Yurdu savunmanın en ucuz yolu eğitimdir. (Buckel)

GÜZEL

Kadının güzelliği ateşe benzer, yaklaşmayana zararı dokunmaz. (Cervantes)

Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir. (Tolstoy)

Güzellik kısa süren bir saltanattır. (Victor Hugo)

En güzel kişinin sevdiğidir. (Sappho)

GÜNAH

En ağır günah, insanın kendisini günahsız bilmek gururudur. (Thomas Caryle)

Günah işleyen insandır, buna üzülen evliya olabilir, bununla övünen ise bir şeytandır. (F.Fuller)

GÜLMEK

Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer. (Tolstoy)

Güler yüz altın anahtardır. (Maculay)

Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, gülümseyiniz. (Dale Carnegie)

Gülerek isyan eden, ağlayarak Cehennemde yanar. (İbn-i Abbas)

GÜL
Karaçalıda gül bitmez. (Karacaoğlan)

Dikensiz gül olmaz. (Robert Herick)

Her diken gül vermez. (Mevlana)

GURUR

Kavakların dikliğine, boylarının uzunluğuna bakıp onları önemli bir şey sanmayın. bütün kibirli, meyvesiz ve gölgesiz yaratıkların başları bulutlarda sallanır. (Cemil Sena)

Alçak yerde tepecik, kendini dağ sayar. (Şinasi)

Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar, çok kere kendilerini meşe fidanı sanırlar. (Cenap Şehabettin)

GÖZ

Bazen dudakların bitiremediği cümleleri, gözler tamamlar. (Ahmet H. Müftüoğlu)

Gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır. (George Herbert)

Leyla'nın güzelliğine ancak Mecnun'un gözüyle bakmalısın ki, onu seyretmenin sırrı sana da görünsün. (Sadi)

Dilin ağır, gözün çabuk işlesin. (Cervantes)

Kadınlar erkeklere söyleyeceklerini gözleriyle söylerler. (Alphonse Daudet)

Kalbin gözleri, vücudun gözlerinden çok daha iyi görür. (R.N.Güntekin)

GERÇEK

Güler yüzle söylenen bir yalanı; bir anda yuttuğumuz halde, acı gerçeği ancak damla damla yutarız. (Diderot)

Gerçeğe ancak tek yoldan gidilir, ama ondan uzaklaşmak için binlerce yol vardır. (La Bruyere)

Gençlere hayalleri gerçek görünür. Önemli olan, onlara gerçeğin ne olduğunu anlatmaktır. (Bossuet)

Gerçeğin ömrü sonsuzdur. (F.Herczeg)

Vakit değerlidir ama gerçek, vakitten daha değerlidir. (Benjamin Disraeli)

Gerçeği her zaman savun, anlayan olmasa bile, vicdanına karşı hesap vermekten kurtulursun. (Wells)

Gerçek, gecikmeyi sevmez. (Seneca)

HABER

Bir haberin gönül inciteceğini biliyorsan sen sus, başkaları söylesin. (Sadi)

Kötü haberlerin kanatları vardı iyi haberlerin ayakları bile yoktur. (Cavendish)

İyi haberler ağır ağır gelir. Çabuk gelenler yalnız kara haberlerdir. (Manzoni)

Kötü haber getirenleri hiç kimse sevmez. (Sophokles)

Kötü haberler kırlangıç kanatlıdırlar, iyi haberler koltuk değnekli (Massinger)

HAK

Haksızlığa uğramak, haksızlık etmekten evladır. (Eflatun)

Sultan, haksız olarak bir köylüden bir yumurta alsa, adamları köylünün tüm tavuklarını alır. (Sadi)

İnsanlar, nerede kuvvet görürse hak orada sanır, oysa hak ile güç pek az birleşirler. (Jospeh Roux)

İnsan dünyada bir Hak'dan, bir de haksız olmaktan korkmalıdır. (A.Hamid Tarhan)

Hak bellediğin yolda yalnızda olsa gideceksin. (Tevfik Fikret)

HASTALIK

Hastalık hissedilir de, sağlık hissedilmez. (Thomas Fuller)

Kendini sağlam bilen hastanın tedavisi olmaz. (Eddy Fuller)

Hasta ziyaretinin makbulü, kısa olanıdır. (Tavus)

HAYAL

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. (Hayali)

Hiçbir şey ele geçince hayalde olduğu kadar güzel kalmaz. (N.Richard Nash)

Büyük şeylerin hayali ile yaşa, hiç olmazsa daha küçük şeyleri yapmak imkanı bulursun. (J.Bernard)

İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar. (Yahya Kemal)

Gözler az gördüğü, kulaklar az duyduğu ölçüde hayal gücü artar. (Stefan Zweig)

HATA

İlk hata saflığın, sonrakiler suçun mahsulüdür. (Oliver Goldsmith)

Hatalar, ekseriya en iyi öğretmendir. (Froude)

En büyük hata, hata diye bir şey tanımamaktır. (Thomas Caryle)

Hatalar saman çöpleri gibi suyun yüzünde giderler, insan hemen görebilir. (Dryden)

HAYAT

Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. (Montaigne)

Şerefle bitirilmesi gereken en ağır vazife, hayattır. (Toequeville)

İnsan, bir soluk ve bir gölgeden başka birşey değildir. (Epictetos)

Her beşik, içindekine sorar: 'Nereden?' ve her kefende içindekine sorar : 'Nereye?' (Ingersoll)

Hayat, iki dipsiz karanlık ortasında bir kibrit alevidir. (İsmail Habip Sevük)

HEDİYE

Ne verildiği değil, nasıl verildiği önemlidir. (Corneille)

İnsan, hediyesini kalbiyle beraber vermezse onun ne değeri vardır. (Charles Tschopp)

Sevdiklerimize vereceğimiz en değerli hediye, ne altındır, ne de mücehver. Yalnız kendimizden bir küçük parça. (Emerson)

HIRS

Yoksul, çok şey ister; hırslı ise herşeyi. (Syrus)

Çok kazanmak isteyen kaybeder. (La Fontaine)

Hırs ile mutluluk, birbirlerini hiç görmezler. (Benjamin Franklin)

HÜKÜMET

Her memleketin hak ettiği bir hükümeti vardır. (Maistre)

Hükümetlerin en iyisi, bize kendimizi idare etmesini öğreten hükümetlerdir. (Goethe)

HÜRRİYET

Hürriyet verilmez, alınır. (Robespierte)

Düşüncesini anlatmak hürriyeti olmadı mı insanlarda hürriyet yok demektir. (Voltaire)

Başkalarına da vermeden sahip olmayacağımız tek şey hürriyettir. (Alan White)

Hiçbir şey insanın hayal gücü kadar hür değildir. (David Hume)

Hürriyet, hiçbir vakit hapsedilmez, hatta o tazyike uğradığı nispette genişler. (La Cordaire)

İnsanın hürriyeti, komşusunun hürriyetinin başladığı yerde biter. (Fredic. William Karrar)

Hür insanın vücudu esir edilebilir, ama ruhu yakalanamaz. (Amyor)

Hürriyete karşı güveni kalmayan bir cemiyet derhal yıkılır. (Simon)

Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değillerdirler. (Abraham Lincoln)

İYİLİK

İyiliği, yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes. (Cenap Şehabettin)

Bir kimseye edilecek iyiliğin en mükemmeli o kimseyi minnet altında bırakmayanıdır. (Balzac)

İnsanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini, her kime iyilik edersen, sakla ondan kendini (La-Edri)

Başkalarında iyilik, kendinde ise kötülük ara. (Benjamin Franklin)

Milletlerin gelenekleri başka başkadır, fakat iyilik her yerde birdir. (Heine)

İnsan, hayatında yaptığı iyilikler kadar mutlu olur. (Şehabeddin Ahmed)

İyilik, insanlık sanatıdır. (Nizami)

Her şeyden önce iyi olalım, ondan sonra mutlu oluruz. (J.J.Rousseau)

İŞ

Büyük işlerde herkese yaranmak zordur. (Solon)

Bir metre iş yapmayı bir kilometre söz vermeye değiştirmem. (James Howel)

İşi, sonu taçlandırır. (Lesage)

İNSAN

İnsanları oldukları gibi kabul etmeli. (Plautus)

Her insan meyvesi ile tanınır. (Martine Luther)

Üstün sayılan insanlara yakından bakınca anladım ki, çoğu herkes gibi insandır. (Montaigne)

Hiç bir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz. (Hölderlin)

Bir insan, söylediği şeylerden çok, söylemedikleriyle de insanlaşır. (Albert Camus)

Olgun insan, güzel sözler söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyendir. (Confucius)

Bir insanı tanımak istiyorsanız onu büyük bir mevkiye geçiriniz. (La Bruyere)

Mesut olduğum zamanlar insanları anlıyorum sanmıştım. Halbuki onları ancak felaket içinde tanımam mukaddermiş. (Napoleon)

Hiç bir insan rastlamadım ki, onda öğrenilecek bir şey bulunmasın. (Alfred de Vigny)

İnsan şişirilmiş bir tulum gibidir, ağzı açılınca söner. (Kaşgarlı Mahmut)

Kendinden çok kişinin korktuğu kimse, çok kişiden korkmalıdır. (Publilius Cyrus)

İnsan, 'Ne ise o olmayı' reddeden tek mahluktur. (Albert Camus)

İLİM

İlim ilim bilmektir, ilim, kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. (Yunus Emre)

İlim öyle bir şeydir ki, sen ona tam gücünü vermedikçe o sana yarısını bile vermez. (Ebu Yusuf)

İnsan ne kadar az bilirse o kadar çok bildiğini sanır. (Rousseau)

İlim, bölüşüldükçe artan hazinedir. (Bhartrihari)

Bütün bildiğim şey bir şey bilmediğimdir. (Socrates)

Bir şeyi gerçekten bilmek, onu anlatmakla olur. (Socrates)

İHTİLAL

İhtilal kendi çocuklarını yer. (G.Büchner)

İhtilaller, iki üç kuşak öncekilerin çözümleyemedikleri konular yüzünden çıkar. (S.D.Maraiaga)

Her ihtilal, ilk önce bir insanın zihninde düşünce olarak doğar. (Emerson)

Baskı, ihtilalin tohumudur. (Daniel Webster)

Fakirlik, ihtilalin ve suçların anasıdır. (Aristoteles)

Deniz fırtınalarında olduğu gibi, ihtilallerde sağlam değerler dibe giderken, dalgalar hafif şeyleri su yüzüne çıkarır. (Balzac)

İFTİRA

Maksat iftira atmak olduktan sonra, söylenecek söz mü bulunmaz, fazilet bile iftiranın ekmeğine yağ sürer. (Lesage)

İnsan genellikle başkasına sürmek istediği çamura bulanır. (Cenap Şehabeddin)

İnsan iftirayı ancak önem vermemekle yenebilir. İftira edileni değil, edeni kirletir. (The Circle)

Bir iftira başka iftiralar doğurur ve yerleştiği yerde ebediyen kalır. (Shakespeare)

İftira, kılıçtan daha zalim silahtır, çünkü iftiranın açtığı yaralar hiç kapanmaz. (Henry Fielding)

İDARE

Dünyayı idare edenler, dirilerden çok ölülerdir. (James Howel)

Kendi kendimizi idare etmeyi öğreten yönetim, en iyi yönetimdir. (Goethe)

Kendi kendinizi yönetirken kafanızı, başkalarını yönetirken kalbinizi kullanın. (Russy)
KADER

İnsanlar kendi çılgın ihtiraslarının neticelerini kadere yüklerler. (Walter Scott)

KADIN

Kadınlar güller gibidir, bir defa açıldılar mı, yaprakları hemen dökülmeye başlar. (Shakespeare)

Kadınlar, erkeklerle eşit olmak için uğraşırlar, bunu sağladılar mı, o andan sonra erkeğe üstün olurlar. (Cato)

Kadın, saçı uzun, aklı kısa bir varlıktır. (Schopenhauer)

Kadın deniz gibidir, hiç güvenmek olmaz. (Tevfik Fikret)

Kadın, erkeği kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar. (Tos)

Havayı geldiği, rüzgarı estiği, kadını olduğu gibi kabul edin. (Alfred de Musset)

Kadınlar kadar intikam almaktan zevk duyan canlı yoktur. (Juvenal)

Kadınlar istediler mi 'sahiden' hasta olurlar, hatta kibirleri uğruna ölürler bile. (Andre Maurois)

Kadınların en yanıldıkları nokta, erkeklere benzemek istemeleridir. (De Maistre)

Altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla erir. (Pythagore)

KALB

Bir insanı avucunuza almanın en güzel şekli, kalbini kazanmaktır. (La Cordaire)

Hiçbir kalb zorla elde edilmez. (Moliere)

Karnı açlardan çok, kalbleri açlara acırım. (Cenap Şehabettin)


KARAKTER

Her insanın üç türlü karakteri vardır: Belli ettiği, sahip olduğu ve sahip olduğunu sandığı. (Karr)

Zayıf karakter, bir günah değildir ama, insanı günaha götürür. (Brigitte)

Güzel bir düşünceyle güçlü bir karakter birleşince, harikalar ortaya çıkar. (Goethe)

İnsanın karakteri en çok nelere güldüğünde belli olur. (Goethe)

KENDİNİ BİLMEK

Dünyayı kim biliyor? Kendini bilen. (Novalis)

Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, kimse yardım etmez. (Pastalozzi)

İnsana, 'Kendini bil', demek, yalnız gururunu kırmak değil, değerinin de bildirmektir. (Çiçero)

Köleliğin en kötüsü, kendi nefsine köle olmaktır. (La Fontaine)

KISKANÇLIK

Kıskançlık, bir güvenin kumaşı yemesi gibi, insanı yer bitirir. (Chraysostorm)

Kıskançlık, insanı alçaltan ve küçülten bir duygudur. (Tolstoy)

Başkalarının iyi haline bakıp üzülme, senin haline de bakıp kıskanan çok kişi vardır. (Russy Rubutin)

Kıskançlık ruhun hastalığıdır. (John Dryden)

Kıskançlık, duyguların en korkuncu olduğu kadar, en aldatıcısıdır da. (Oursler)

Pek az kişi, iyi talihli bir dostun başarılarını kıskançlık duymadan kutlayabilir. (Aeschylus)

KİN

Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratamaz. (Nietzsche)

Kinimiz büyüdükçe, kin beslediğimiz kimseden daha çok küçülürüz. (La Rochefoucauld)

KİTAP

Kitap olmayan kitaplar da vardır. (Lamb)

Kitaplar da dost gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdır. (Joineriana)

İyi bir kitap, iyi bir arkadaştır. (Bernaredin de Saint)

Gençlerini kitapla beslemeyen milletlerin sonu acıdır. (Ovidius)

Bir tek kitap yazmak için yarım kitaplık okuyunuz. (Samuel Johnson)

KOMŞU

Komşunu sev ama, aradaki duvarı kaldırma. (George Herbert)

Hayatta komşunun haber almasından korkacağın hiçbir şeyi yapma. (Epikuros)

KONUŞMAK

Konuşmak yaradılıştan, susmak akıldan gelir. (Chi Lehmann)

Neden iki kulağımıza karşılık bir dilimiz var? Çok dinleyelim de az konuşalım diye. (Diyojen)

Az konuşmaktan pek az, çok konuşmaktan sık sık pişman olunur. (Confucius)

Çok konuşmak, insanın gözden düşmesi için en kısa ve en emin yoldur. (La bruyere)

İnsanın cümlelerine hakim olabilmesi için, konusuna hakim olması gerekir. (Lioyda George)

Konuşma insanın aklını kullanma sanatıdır. (Eflatun)

Konuşmaların en önemlisi, kendi kedimizle konuşmamızdır, ama bunu nedense ihmal ederiz. (Oxemstiern)

Çok bilmeli, az konuşmalı, her soruya cevap vermemelidir. (Martine Luther)

İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da gizli kalır. (Sadi)

KORKU

Korkacağımız tek şey, korkunun kendisidir. (Goethe)

Korku içinde yaşayan asla hür değildir. (Horatius)

Başkalarını korkutanın, kendisi de hep bir korku içinde yaşar. (A.Claudius)

Korkak insanlar, başaklı buğday sapını bile yılan sanır. (G.Gardony)

Korkak, tehlike olmadığı zamanlarda yumruğunu sallar. (Goethe)

Korku, yalan doğurur. (Dostoyevski)

Çok defa korku, yalan söylemesini öğretir. (Alfred de Vigny)

Saygı olan yerde korku olur ama, korku olan yerde her zaman saygı olmaz. (Eflatun)

KÖTÜLÜK

Hiç kimse, kendi isteğiyle kötü değildir. (Socrates)

Kötü kimselerle arkadaşlık etme, sonrahaberin olmadan senin huyun, onların huyundan kötülük çalar. (Eflatun)

Kötülüğe kolayca girilir, ama güç çıkılır. (Madame de Maintenon)

Kötülük kapısını aralık etmeye gelmez, ardına kadar açılır. (Cenap şehabettin)

KUSUR

Kusurların en büyüğü, insanların tüm kusurlarından habersiz olmasıdır. (Thomas Caryle)

Biz başkalarının kusurlarını görmek hususunda kartallara ve kendi hatalarımızı görmemek bakımından da köstebeklere benzeriz. (François de Sales)

Kamburunu, dostunun höş görmesini isteyen, dostunun sivilcelerini affetmelidir. (Horatius)

Kusuru kendisine söylenmeyen adam, ayıbını hüner sanır. (Sadi)

Bizi, ahlaksız insanların kusurlarından daha çok, iyi birinin kusurları hayrete düşürür. (Fielding)

Başkalarının kusurlarını aramakla vakit geçirmek, kendi noksanlarımızla asla meşgul olmadığımıza delalet eder. (François de Sales)

KUVVET

Dünyayı idare eden, düşünceler değil kuvvettir, ancak kuvveti kullanan düşüncelerdir. (Pascal)

Kuvvet, akıl ve düşünce yardımıyla zafere ulaşır. (Tromp)

Kuvvet hakkı doğurmaz, ancak meşru kuvvete itaat mecburiyeti vardır. (Rousseau)

Kuvvet ve zulüm, baş eğdirebilir, fakat gönülleri fethedemez. (C.S.Ongun)

Düşmanını kuvvetle yenen, ancak yarı yarıya yenmiştir. (John Milton)

Kim kuvvetine aldanarak zayıfları hor görürse, onun kuvveti başına bela olur. (Beydeba)

MUTLULUK

Mutluluk her şeyden önce vücut sağlığındadır. (Curtis)

Saadet bizim dilediğimizle, Allah'ın bizim için dilediği şeyin bir araya gelmesinden doğar. (C. Roy)

En büyük mutluluk, hür düşünceli olmaktır. (Anatole France)

Mutluluğun değerini, onu kaybettikten sonra anlarız. (Plautus)

Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır. (Byron)

Başkalarına mutluluk sağlayabilen mutludur. (Diderot)

İster kral, ister köylü olsun, dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. (Goethe)

Kendi kendinin mutluluğuna engel olmak yolunda insan fevkalade beceriklidir. (Andre Gide)

MUSİBET

Ateş altını, musibet cesur insanları dener. (Seneca)

Bir musibet, bin nasihatten hayırlıdır. (Atasözü)

Musibetlerin iyi bir tarafı varsa o da bize, gerçek dostlarımızın kim olduğunu öğretmesidir. (Balzac)

Allah musibeti herkesin gücüne göre verir. (Balzac)

Musibetlere tahammül edememek en büyük musibettir. (Bias)

MAKAM

Bir insan, iktidar sahibi olmadan kalbi, zekası ya da gücü hakkında hüküm verilemez. (Sopkokles)

Yüksek bir mevkiye sahip olmadığından dolayı telaşlanma, ama o mevkiye layık olup olamayacağından dolayı endişe et. (Konfüçyüs)

NASİHAT

Dostlarının, yerinde nasihatlarına kulak asmayanlar düşmanlarını memnun ederler. (Pançantantra)

En kötü insan, bazen en iy nasihatı veebilir. (P.J.Balley)

Verdiği öğütü biraz tutan, bunu başkalarına da dinletebilir. (Feridüddin Attar)

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir, Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. (Ziya Paşa)

En cömertçe bağışlanan şey nasihattir. (La Rochefoucauld)

NANKÖRLÜK

Nankör bir evlada sahip olmak, yılan dişinden daha acı verir. (Shakespeare)

Nankörlük sevginin mezarıdır. (La Rochefoucauld)

Nankörlük, zayıf insanların işidir. (Goethe)

ÖVMEK

İnsanlar sizden kendilerini eleştirmenizi istedikleri zaman bile, gerçekte sizden övülme bekliyorlardır. (Somerset Maugham)

Atalarından başka övünecek şeyi olmayan adam, patatese benzer, çünkü kendine ait olan biricik varlığı toprağın altındadır. (Brooksd Akinson)

Bir kızın kusurlarını öğrenmek için onu bir kız arkadaşına övünüz. (Benjamin Franklin)

İnsan genelde, övülmek için över. (La Rochefoucauld)

Övmenin değeri, tıpkı altın ve pırlantada olduğu gibi az olmasındandır. (Samuel Johnson)

İnsanın çocuğu ile övünmesi, kendisiyle övünmesi demektir. (Somerset Maugham)

ÖLÜM

Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim. (Montaigne)

Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan iyidir. (Tactius)

Ölüm, bazen ceza, bazen bir armağan, çoğu zaman da bir lütuftur. (Seneca)

Ölüm eski bir şeydir, amma her insana yeni görünür. (Turgenyev)

ÖFKE

Tartışmalarda öfkelendiğimiz an, geçek için değil, kendi hesabımıza çalışmaya başlarız. (T. Carlye)

Sabırlı adamın öfkesinden sakının. (John Dryden)

Öfke ekilen yerden pişmanlık biçilir. (A.Manzoni)

Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmanına ya varır, ya varmaz. (Sadi)

PARA

Paranın değerini anlamak isterseniz, borç almaya çalışın. (Benjamin Franklin)

Kadını parası için alacak adam, avucunu açarken gözünü kapamak lazım geldiğini bilmelidir. (R. H. Karay)

'Para herşeyi yapar' diyen adam, para için her şeyi göze alan adamdır. (Benjamin Franklin)

Para yağmuru altında çok şeyler delinir. (Thomas Caryle)

Para iyi bir hizmetçi, kötü bir efendidir. (Alexandre Dumas)

Eldeki para hürriyetin aletidir. Fakat peşi kovalanan para, tam tersine kölelik aletidir. (Rousseau)

Para ya bizim başımızın belası veya bizim hizmetkarımızdır. (Horatius)

Bir budala para kazanabilir, ama onu sarfetmek için akıllı olmak lazımdır. (Spurgeon)

RAHAT

Rahata kavuşmak için engellerle çarpışırız, rahata kavuşunca da, rahatı çekilmez buluruz. (Henry B.Adams)

Ufak tefek şeyleri bahane edip kendilerine üzüntü yapanlar aslında rahatı yerinde olanlardır. (William Mc Free)

RIZIK

Ağılda oğlak doğunca, derede otu biter. (Kaşgarlı Mahmud)

Ne karınca zayıf olmakla aç kalır, ne de arslan pençesinin ve kuvvetinin zoruyla karın doyurur. (Sadi)

RUH

Mutlu olmak istiyorsak, hayatın cisimde değil, ruhta olduğuna inanmalıyız. (Tolstoy)

Ruhu öldürmek, cismi öldürmekten daha büyük bir cinayettir. (Gerhart Hauptmann)

İnsan ruha bakmalı, güzel bir vücutta güzel bir ruh olmazsa neye yarar. (Euripides)

SABIR

Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi vardır. (Sadi)

Her güç sabır ile zaman birleştirilerek sağlanır. (Balzac)

Sabırlı bir adamın öfkesinden sakınınız. (La Rochefoucauld)

SANAT

Sanatçıya iki göz yetmez. (Lamartin)

Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel anlama ve dinleme sanatı vardır. (Epiktetos)

Tenkit kolay, sanat güçtür. (Destouches)

Sanatın vazifesi, tabiatı kopya etmek değil, tabiatı ifade etmektir. (Balzac)

Bütün sanatlar Allah vergisidir. (Waldis)

Sanat tabiatı taklitten başka bir şey değildir. (Seneca)

SEVGİ

Sevmek insanın kendi kendini aşmasıdır. (Oscar Wilde)

Gerçek sevgi, iyilik gördüğünde artmayan, kötülük gördüğünde eksilmeyendir. (Muaz)

Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir. (Goethe)

Sevdiğini elde edemezsen, elde ettiğini sevmeye çalış. (Corneille)

SIR

Her insan sırdaş olamaz, her testi su tutmaz. (Nasır-ı Hüsrev)

Bir sırrın ucunu veren, tamamını elinde tutamaz. (J.P. Richter)

Düşmanının bilmesini istemediğin şeyi, dostuna söyleme. (Schopenhauer)

Her sırrını dostuna söyleme, günün birinde, düşmanın olmayacağını nerden bilirsin. (Sadi)

Başkalarının senin sırrını açıklamasını istemiyorsan, sen kendi sırrını açıklama. (Seneca)

Kadınların saklayabildikleri tek sır, bilmedikleri sırdır. (Seneca)

En ağır yük sırdır, aşkolsun taşıyabilene. (La Fontaine)

SÖZ

Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil. (Clavdius)

İki şey insanı çileden çıkarır: Söylenecek yerde susmak, susacak yerde söylemek. (Sadi)

Konuşmak ihtiyaç olabilir, ama susmak bir sanattır. (Nehai)

Ne söyleyeyim diye başta düşünmek; niçin söyledim diye sonunda pişman olmaktan iyidir. (Sadi)

Marifet, konuşmaktan çok sükutta bulunur. (Darani)

Susmak, insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır. (Confucius)

Tatlı söz söyleyen, kötü söz işitmez. (Firdevsi)

Tek bir kelime, bize, karşımızdakinin akıllı mı, aptal mı olduğunu gösterir. (Confucius)

ŞAKA

Her şakanın içinde bir gerçek gizlidir. Novalis)

Şaka çok ciddi bir sanattır. (Bernard Shaw)

ŞEREF

Önce şeref, sonra hayat. (Schiller)

Değerli bir adam için şeref, hayattan çok daha ağır basar. (Shakespeare)

Şerefe hak kazanmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir. (Thomas Fuller)

Şerefini kaybettikten sonra yaşamaktan daha feci ölüm olur mu? (Rousseau)

Şeref, sarp kayalıklı, kumsalsız bir adaya benzer; dışına çıktıktan sonra bir daha içeri girilmez. (Boileau)

ŞÖHRET

Şöhret, uzaktan güneş gibi parlak ve ısıtıcı; yaklaştınız mı bir dağ tepesi kadar soğuktur. (Balzac)

Şöhretin peşinde koşmaya tenezzül etmeyenleri, şöhret kendisi takip eder. (Shelley)

Şan ve şöhret: bu iki ihtiras ihtiyarlık bilmez. (Plutarkhos)

Erken meşhur olmuş bir isim kadar ağır yük olamaz. (Voltaire)

ŞÜPHE

Şüphe, çoğunlukla faydası olmayan bir ıstıraptır. (Samuel Hohnson)

Dostlarımızdan şüphelenmek, onların ihanetinden çok daha utanç vericidir. (La Rochefoucauld)

Şüphe, hummalı hastaya benzer; Uyumaz, uyuyamaz, uyutmaz, dalsa da korkulu rüya görür. (Cenap Şehabettin)

Bu dünyada insanlar bir kere aldatılınca gerçekten bile şüphe duyarlar. (Hitopadesa)

Şüphe, duyguların değil, zekanın bir kusurudur. (Bacon)

Şüphe, çilelerimizin en büyüğüdür. (A.M.Dranas)

TALİH

Yiğidin talihi yanındadır. (Terence)

Talih, cesaretli ve atılganlara güler yüz gösteriri. (Erasmus)

Talih insanlara hakim olur, insanlar talihe değil. (Heredot)

Talih kuşu en az umanın başına konar. (Lorca)

İnsanın iyisi, talihin kötüsünde belli olur. (Shakespeare)

TARİH

Tarih, okuyana kendi gözünün görme derecesine göre yol gösteren bir kılavuzdur. (J.J.Rousseau)

Tarih, kralların, generallerin çiftliği değil, milletlerin tarlasıdır. Her millet geçmişte bu tarlaya ne ekmişse gelecekte onu biçer. (Voltaire)

Tarih bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer. Her ikisinde de karaya oturtmak tehlikesi vardır. (Cevdet Paşa)

Tarih tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi? (Mehmed Akif)

Tarih, kainatın vicdanıdır. (Ömer Hayyam)

TECRÜBE

Herşeyi kaybetseniz bile tecrübeleriniz size kalır. (Macaulay)

Geçirilen en kötü tecrübeler, en faydalı olanlardır. (Thomas Wilder)

Acaba dünyada başkalarının tecrübelerinden istifade edecek kadar akıllı bir insan var mıdır? (Voltaire)

Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız okul masrafları biraz çoktur. (Cariyle)

TEMBELLİK

İş göremeyen adama tembel denmez, tembel o adamdır ki, iş görmeye zorlansa elinden bir şey gelir. (Sokrates)

Tembellik, o kadar yavaş hareket eder ki, yoksulluk ona erişir. (Benjamin Franklin)

Tembellik, insanı esir yapar. (Firdevs)

Boş oturmak pas gibidir, insanı çalışmaktan daha çabuk eskitir. (Franmklin)

TERBİYE

Heykeltıraşlık, bir taş yığını için ne ise, terbiye de insan için odur. (Adisson)

Terbiye sınırlarından dışarıya çıkan, bir daha içeri giremez. (Boileau)

Terbiye, iyiyi, büyüğü ve güzeli sevmektir. (Ernest Renan)

Terbiye ana kucağından başlar; her söylenilen kelime, çocuğun şahsiyetine konan bir tuğladır. (Namık Kemal)

TEVAZU

Alçak gönüllülük , gururun perhizidir. (Voltaire)

Alçak gönüllü insan, kendini hiç söz konusu etmez. (La Bruyere)

Zafere ilave edilecek yegane süs tevazudur. (Duclos)

Kendi kendine alçalmayan kimse, başkası yanında yükselemez. (Sevri)

Alçak gönüllülük, kendi gerçek değerini anlamaktır. (Anatole France)

TÜRK

Türkler barışta melek, savaşta ifrit gibidirler. (Gazzi)

Eğer kendilerini tanımış olsaydınız, Türklere hayran olurdunuz. (Sir Mark Sykes)

Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler. (Napoleon)

Kılıcı eşsiz bir maharetle kullanan Türk eli, mağlup ettiği insanların yarasını sarmakta da o kadar ustadır. (Lord Byron)

Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker görmedim. (Hamilton)

ÜMİT

Ümit, saadetten alınmış bir miktar borçtur. (Joseph Joubert)

Ümit inatçıdır, beklemeyi ancak o bilir. (Comtesse Dyan)

Ümidini kaybetmiş olanın, başka kaybedecek şeyi yoktur. (Boise)

Her şeyin yok olduğu anda bile ümit vardır. (Thales)

Ümit, en bedbaht insanlardan bile ışığını esirgemez. (Victor von Schetfell)

VİCDAN

İyi bir vicdan en iyi yastıktır. (C.Brentana)

En mükemmel adalet, vicdandır. (Victor Hugo)

Kapanmayan tek yara vicdan yarasıdır. (Public Cyrus)
Vicdan azabı, insanın içinde bir Cehennemdir. (Byron)

İnsan, kendi vicdanından bir şey gizleyemez. (Çehov)

Dünyanın en yoksul kölesi bile, kendi vicdanı içinde hürdür. (Bledsoe)

alıntı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Admin
Admin
Admin
avatar


MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   18th Temmuz 2017, 17:44

Teşekkür ederim efendim.Saygılarımla


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://forumnefer.forum.st
Sponsored content




MesajKonu: Geri: MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
MAVİŞ'ÇE HAYATA DAİR!.....
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: HAYATA DAİR :: MAVİŞ'den sunumlar-
Buraya geçin: